We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ok-Yay Medeniyet Teorisine İbn Haldunla Bakış

2 0 0
31.07.2021

Bir nazariye/teori kendi çerçevesini çizerken ortaya koyduğu tanımlama ve buna dair kategorilerini hayatın içinde murakebe etmek istediğinde andan geriye doğru bir bakışla vaki çerçeveyi oluşturan kategorilerin tarih içinde var olup olmadıkları anlamak ister. Bunun ötesinde tanımı ve teori çerçevesini oluşturan yapıların farazi mi yoksa olguya tekabül edip etmediği tarihte aranarak hayatın içinden dayanaklar ile teorinin sağlaması yapılmaya çalışılır. Elbette hiçbir şey mutlak, kesin ve sonsuz değildir. Bu bakımdan devletin yay, toplum/milletin ok ve şehir/mekânın kiriş ile sembolize edildiği, Türk hayatının sembolleşen bu çerçevesi ile toplum-devlet-şehir kategorilerinin birleştiği yapının medeniyet denilen durumu ve yapıyı oluşturduğu teorimizin esasını oluşturmaktadır. Bunun ötesinde ele alınan muayyen bir medeniyetin değer sistemi ve muhtevası özgün kültür temelinde din, dil vs. anane, gelenek, görenek, töre ve inanç ile oluşan bir yapıyı tarif eder. İşte bu muhtevada anladığımız ok-yay medeniyet teorimize çok kısa olarak İbn Haldun üzerinden de bakarak ortaya koyduğumuz çerçeveyi hem anlamak ve açıklamak hem de hayatın/tarihin içinde sınamak istiyoruz. Zira medeniyet insan ve hayata dairdir, insanla manalıdır; insanı şekillere boğan, dayatan, zorlayan bir yapı mazide büyük değerler üretse bile hâl için düşkün bir maduniyet ve kafes olacaktır. Bunun ötesinde ultra finans kaynakları ve zincirleriyle, yapay zekâlarla, teknolojik angajmanlarla insanı kafeslemek medeniyet değil olsa olsa post modern bir eşkıyalık olacaktır.

Umran nedir?

İbn Haldun nazarından bakıldığında ok-yay nazariyesi bir umranı gösterir: “Umran, toplumla kaynaşmak ve ihtiyaçları gidermek maksadıyla şehire veya bir konaklama yerine inmek ve orada birlikte ikamet etmekten ibarettir. Birlikte yaşamanın sebebi maişetleri temin ederken tabiatları icabı insanların birbirine yardım etme(“Fâzıl şehir tam sıhhatte bir vücuda benzer. Bütün uzuvları onu hayat devresinin sonuna kadar muhafaza etmek hususunda yardımlaşırlar.”, Farabî, el-Medinetü’l-Fâzıla, (Ter. Hafiz Danışman), Ankara, 2001, s.80.)( İbn Haldun, Mukaddime, (Ter. Süleyman Uludağ), c. 1, İstanbul, 2004, s.213) durumunda bulunmalarıdır. Bu umranın bedevî olanı da, hadarî olanı da vardır. Bedevî olanı ovalarda, yaylalarla, hayvanların otlamasına elverişli bozkırlarda ve çöllerin çevrelerinde bulunur. Hadarî olanı ise şehirlerde, kasabalarda ve köylerde bulunur.........

© Yeni Söz


Get it on Google Play