We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Haçlılar karşısında Türkiye'de Türk okçusu

10 1 0
12.04.2022

Haçlı Seferleri yahut saldırıları milli hafızamızda kendi ilmi, insani ve hamasi varlığı ve muhtevası ile yer etmiştir. Bugün hala doğu-batı zihinlerinde yenilenen bir zihniyetinde temel atıf noktalarından biridir. Lakin bu yazıda tüm bu konuların ötesinde bu savaşlar silsilesinde dikkatimizi çeken bir hususu Türk okçularının buradaki yeri ve varlığına işaret etmek istiyoruz. Ok ve yay Türk hayatının savaşta ve barışta asırlar süren bir yoldaşı idi. Türkler için savaşta büyük bir stratejik ortak olmanın ötesinde destanlarında siyasi, sosyal hayatlarına kadar pek çok konuyum ifade ettikleri derin bir mana alanı ok-yay anlamlandırması içerisinde yer alır. Biz de naçizane Kadim destanlarımızdan ilham, İbn Haldun’dan fayda ile Ok-Yay Teorisi adıyla bir medeniyet nazariyesini ortaya koymaya çalışmış idik. İşte ok-yay Haçlı Seferleri sırasında Haçlıların Türkiye haline gelen vatanımıza saldırıları sırasında da düşmana karşı savunma ve saldırı da Türkmenlerin önemli silahlarından olacaktır. Bu durumu Haçlı seferleri boyunca görüyoruz. Lakin biz bu yazıda ilk üç sefer ve 1101 yılı seferine yani Türkiye’ye vaki saldırılara karşı ok-yay ile alakalı bilgileri vermekle yetineceğiz.

Haçlılarla ilk ciddi karşılaşma halkın Haçlı seferini de içine alan 1. Haçlı Seferi münasebetiyle olacaktır. Büyük ordular halinde Bizans tarafından Türkiye’ye geçirilen Haçlılar 21 Ekim’de 20.000’den fazla bir ordu halinde yerleştikleri Kibotos’dan yürümeye başladılar. Bu sırada ordugâhta sadece kadınlar, çocuklar ve hastalar bulunuyor idi. Bu harekâtı haber alan Türkler de mukabil bir tedbir ile ilerlemeye başladılar. 17 Ekim’de İznik’ten hareket eden Türkler Kibotos’tan İznik’e ulaşan yoldaki Drakon köyü yanında pusu kurarak düşmanı beklemeye başladılar. Haçlılar ormanlık Drakon Vadisi’ne vardığında Türk okçuları önce atları hedef aldılar. Bu aslında Türk savaş stratejisinin basit bir tatbikinden başka bir şey değildi. Önce oklar atarak düşmanı etkisizleştirme daha sonra ise süngü ve kılıçla saldırıp yok etme. Bu taktiği Salur Kazan’ın Yedi başlı ejderhayı öldürmesinde Dede Korkut destanında da görmekteyiz. Savaşın devamında Türkler, binicilerini sırtlarından atan atları ürküterek geriden gelen yayaların üstüne sürmüşler; paniğe kapılan dağılıp karargâha doğru kaçan Haçlıların hepsini kılıçtan geçirmişlerdir. Böylece Haçlılar Türk okçuları ile tanışmışlar ve yok........

© Yeni Söz


Get it on Google Play