We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

​Yanlışlanırken Doğrulmak: Z Kuşağına Tebessüm

9 0 0
31.05.2021

Bir düşünce, eleştiri ve yanlışlanmaya kapalı ise orada gaye olarak güdülen gerçeğin dışında bir amacın, gündemin veya zihniyetin varlığından şüphe duymak gerekir. Bu ilimci bir zihniyet ve yöntem olarak hayatın içerisinde muhatabı olduğumuz yahut maruz kaldığımız pek çok fikir, yapı ve hareket için dikkatle düşünülmesi gereken bir husustur, diye düşünüyoruz. Eleştiri, yanlışlama ve şüphe. Şüphe varlıktan değil onu düşünen aklımızın kurgularından, eleştiri kendimize oynadığımız bencil oyunlara ve yanlışlama doğru diye dayatılanların temellerine bakarak anlama çabasına karşı duran yamukluğa…

Sartre, varoluşu özün önüne koyarken hayatın renkliliği içinde değişkenliği ve mantıkçı bir özcülüğü yadırgar. Tercihlerimiz hayat içindekiliğimizdir. Burada varoluş yani hayat içindeki oluşumuz konusunu düşünürken eylemlerimiz/amellerimizin ona yol veren özün şahidi olduğunu düşünmek yanlış olmayacaktır. Bu bakımdan amellerimiz hayatı var ederken öze de sadakat yahu sapma tam burada gözlenir. Tersten bakarsak öze samimiyetsizliğimiz yahut hakikate sırt dönüşümüzün de miyarı amellerdir. İşte eleştiri ve yanlışlanabilme burada devreye giremiyorsa özün kabuklaşmış, içi geçmiş yahut boşalmış gelenek kostümü içerisindeki başkalaşmışlığı/bayağılaşmışlığı bize özün bizzat kendisi gibi sunularak aklımız ve amellerimiz bir similasyona ve kurguya maruz kalabilir. Sartre’den mülhem başladığımız düşüncede geldiğimiz yer varoluşumuz yani amel ve eylemlerimiz öz/kök/tarih her ne ise onun ne olduğunun ana belirleyicisidir. Özün masum, mukaddes ve muazzez olması bizim eylemlerimizdeki samimiyetsizliği/yamukluğu görmemize bir maske ve sihir olmamalıdır. Tenkit ve yanlışlama bir ilimci yaklaşım olarak hayatımız içerisinde yozlaşmalara ve çürümelere karşı bu bakımdan önemlidir. Hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir şey yememiştir…

Wittgenstein ikinci devresi Felsefi Soruşturmalar döneminde dil oyunları metaforunu kurarken öz meselesine dolaylı bir yaklaşım ile varoluşu bu dil oyunları yani iletişim bağlamları üzerinde hayatta var edilen üzerinden okur. Her kültür öznel bir dil oyunları mecmuasıdır. Özde olanlar dilde aşikâr olur,........

© Yeni Söz


Get it on Google Play