We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

​Ok-Yay Medeniyet Teorisi ve Orhun Abidelerinden Görünen Medeniyetimiz

15 0 0
29.06.2021

Bir milletin tarihi kaynakları şüphesiz onun varlık vesikalarıdır. İnsan kendisini, kim(liğini) ve şahsiyetini tarih içinden köklerden süzülüp gelen bu akan suyun ayinesinde bilir zamanın şartlarında bunu geliştirerek geleceğe yürür. Gelecek tasavvuru olmayanlara hiçbir nazariye fayda sağlamaz. Lakin nazariyesi olmayanlarsa maziden geleceğe kavram, olgu ve hayat içinde bütünlüğü görerek makul zeminde kendi üzerine düşünüp, meselelerine çözüm ve yeni hayat başlıkları da oluşturamaz. Yurt dışına binlerce gidip gelenin taşeron olup fayda getirememesi de belki de bunla ilgilidir. Kendi sabitelerine akıl, fikir, kavram ve olgu desteği bulamayanlar olanı taklitten öteye geçemiyorlar. İşte tarihimiz içinde milletimiz ve milliyetimizin kültür çevresinde oluşan medeniyet zemininin varlığını bir faraziye olmaktan çıkarıp bir gerçeğe dönüştürecek bir tasavvur yahut nazariyemiz yoksa binlerce sayfayı okuruz ama bütünlük içinde bulabileceklerimiz tesadüflerin bizi sürüklediği yerden fazlası olamaz. İşte bizim medeniyete dair ileri sürdüğümüz OK-Yay nazariyesi(teorisi) olarak adlandırmaya cüret ettiğimiz, bir bütünlük içinde medeniyeti oluşturan hakikat parçaları olarak düşündüğümüz ve gerçeklik üzerinden okumaya çalıştığımız yaklaşımımızda toplum-devlet ve şehir/mekân/vatan bütününün insanlığın medeniyet dediği yapının mütemmim cüzleri olduğunu ve tarihin herhangi bir devrine dair kaynaklar ve eserlere baktığımızda buna dair bir şeyleri görmemizin muhtemel olduğu savını müdafaa ediyoruz. İşte bu çerçevede kültürümüzün Türkçe en eski yadigârlarından olan Orhun Abidelerine bu nazarla bakarak düşünmek istedik.

Toplum/Millet

Orhun Abidelerinin çok bilinen, dillere pelesenk bazı kısımlarının bir medeniyetin tezahürleri olduğunu hiç düşündük mü? Mesela, “Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insan oğlu kılınmış. İnsan oğlunun üzerine ecdadım Bumın Kağan, İstemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk milletinin ilini, töresini tutu vermiş, düzene soku vermiş. Dört taraf hep düşman imiş. Ordu sevk ederek dört taraftaki milleti hep almış, hep tâbi kılmış. Başlıya baş eğdirmiş, dizliye dik çöktürmüş.” Abidelerde, mitolojik zamanlardan beri, efsane, destan gibi kültür değerlerimizde de yer alan yaradılıştan söze başlanarak, gök, yer ve insan üçlüsü dikkate dokunur. Teorimizin adını da gök, yer ve insanı sembolize eden ok, yay ve kiriş üzerinden kurduğumuza nazaran buradaki anlatının büyük ölçüde teorimizle mutabakat içinde olduğunu söyleyebiliriz. İnsanın var olması/yaratılışı sonra toplum ve onun üzerinde de devletin teşekkülü şeklindeki faraziyemiz Türk devlet felsefesinin bu büyük kaynağında teorize etmeye çalıştığımız vakıanın olgu karşılığı olarak görülüyor dersek yanlış olmayacaktır. Lakin bu manada gözlem ve yanlışlamalar bilim zihniyeti açısından savımızın doğru yahut yanlışlığı bakımından fevkalade önemlidir. Orhun abidelerinin devamında toplum/millet ve devlet bağlamında, “Yukarıda Türk Tanrısı, mukaddes yeri, suyu öyle tanzim etmiştir. Türk milleti yok olmasın diye, millet olsun diye, babam İltiriş kağanı, annem İlbilge Hatun'u göğün tepesinden tutup yukarı kaldırmıştır. Babam kağan on yedi erle dışarı çıkmış. Dışarı yürüyor diye ses işitip şehirdeki dağa çıkmış, dağdaki inmiş. Toplanıp yetmiş er olmuş. Tanrı kuvvet verdiği için, babam kağanın askeri kurt gibi imiş, düşmanı koyun gibi imiş. Doğuya batıya asker sevk edip toplamış, yığmış. Hepsi yedi yüz er olmuş. Yedi yüz er olup ilsizleşmiş, kağansızlaşmış milleti, cariye olmuş, kul olmuş milleti, Türk töresini bırakmış milleti, ecdadımın töresince yaratmış, yetiştirmiş. Tölis, Tarduş milletini orda tanzim etmiş.”, denilerek meseleye işaret edilir. Abidelerde bu yazının konusu olmamakla daha önce sömürgeciliğin yöntemlerine dair Orhun abidelerine bakarak hazırladığımız makaleye konuyu havale ederek milletin/toplumun ikaz edildiği de görülmektedir. “Beyleri, milleti........

© Yeni Söz


Get it on Google Play