We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

​Anakronik Kimlikler Yahut At Mezarındaki Şifa!

8 0 0
27.09.2021

Zaman içerisinde kendisinin, olguların yahut şeylerin zeminini kaybedip bazen ütopya kimi zaman distopyalaşması olarak da görebileceğimiz anakronizm, naif bir tarihçilik kusuru olmasının ötesinde ters ve mefhumu çarpıtılmış kimliklerin oluşmasında da son derece etkili bir bakış açısıdır. Tarihçiler için bu durum günün kafasıyla geçmişi yorarak bilginin niteliğine, olan şeyin aslına halel getirmektir. Lakin mesele burada kalmayıp siyasi ve sosyal bir takım düşüncelere ve daha hassası inançlara tesir ettiğinde konu bir bakış açısı meselesi olmaktan çıkıp bir hayat sorunu haline gelmektedir. İnsan bu hayat içinde anakronik bir kimlikle oluşarak kendisi, çevresi ve insanlık için hayır sandıklarıyla büyük hasarlara yol açabilmektedir. Bir de bunu kasta mahsusen yaparak bir mühendislik saldırısı var ki o da başka bir çıkmaz sokaktır.

Bu bakış açısı geçmişle gün ve gelecek arasındaki organik dengenin bozulması ile sonuçlanan bazı durumları söz konusu kılar. İnsanın bir tarih varlığı yahut şahsiyetini oluştururken önemli zeminlerinden birisinin tarih olduğunu düşünürsek bireyin bu çarpılmış, mefhumu takla atmış bilgi ile kendisi ve aklını inşa ettiğinde sözü ve ameli de buna paralel gelişmekte, bu kimlik toplum çapında bir afaziye dönüştüğünde hele de eline devlet gücü geçirdiğinde insanlık için büyük zararlar oluşabilmektedir. Organik ve otantik bir zihin bu bakımdan beşerin dünyadaki hayatı bakımından fevkalade önem arz ediyor. Bunun en dikkat çekici ve basit örneği Ortaçağ olarak üretilen kavrama modern zamanlarda Avrupalı bakışın oluşturduğu ironik ve anakronik bakış açısının doğudaki akisleridir. Batı kendi tarihi serencamı sürecinde, ihtiyaç duyduğu bazı meşrulaştırmalar yolunda geçmişiyle hesaplaşırken bazı devrileri farklı mefhumlar üzerinden okuyarak “yeniyi” geçerli kırma çabasına girişmiştir. İşte burada oluşan bakış açısı, önüne arkasına bakmadan doğuya aksederken; tefekkürü ve kendi düşünce zemini olmayan bir mukallit anlayış, aynıyla doğunun “Ortaçağ”ı denen bir döneme tatbik ederek burada oluşan yeniyi/mevcudu meşrulaştırma yoluna gitmiştir. Bu yetmediği gibi ortaçağ zihniyeti gibi kakafonik ve olgu karşılıkları tartışmalı kavramlar üreterek olayı siyasileştirmekten de geri durmamıştır. İşte bu bilgi ile zihnini geliştiren bireylerde anakronik bir kimlik oluşmuştur.

Bu dışarıdan oluşan zaaf durumudur. Bunun bir de tersten yapının kendi içinden kendisini zaafa uğrattığı durumlar vardır. Geçmişin sembolleri, şekilleri mutlak bir şablon gibi dondurularak, güne taşınmaya çalışılarak şimdi dediğimiz an ve hayat için etkinliği meçhul........

© Yeni Söz


Get it on Google Play