We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

​İdeolojik laiklik, Kemalist ve mülhid aydınlar

6 0 0
24.09.2021

Bu ülkenin ekmeğini yiyen, varlığını ve hayatını konforlu bir şekilde bu ülkede sürdüren bir kısım aydınlar İslâm medeniyet değerlerine saldırıp, Batı’nın pozitivist medeniyeti savunurlar ve bu şenî ihânetle kalmayıp, Müslüman Türklerin Peygamberine hakaret ederler. Türkiye dışında dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir alçaklık görülmüş değil.

“Bundan yüzlerce yıl önce Allah’la kontak kurduğunu iddia edip bundan siyasî, mâli ve cinsel menfaat temin eden bir Arap lideriyle dalga geçmek nefret suçu değildir. İfade özgürlüğü denilen şeyin âdeta anaokulu seviyesindeki bir test örneğidir.”

“Arap lideri” diye yaftaladığı Hazreti Peygamber Efendimizdir. Bu sözleri söyleyen Batı medeniyetine iltica eden aydın ağzından çıkanı kulağı duymuyorsa, söylediklerinin Müslüman bir ülkede “haddi aşmak” mânasına geldiğini ve cezalandırılabileceğini idrak edemiyorsa, ya tımarhâneye kapatılmalıydı, ya da aidiyeti olan ülkeye tehcir edilmeliydi.

“ALLAH DİYE BİRİ VARMIŞ…” DİYEN AYDINLAR!

Meşrutiyet’in ve Kemalist Cumhuriyet’in ilk yıllarında Müslümanlara ve medeniyetlerine hakaret etmeyi aydın olmanın gereği sanan güruhun şimdiki zamandaki türevi olan sapık bir aydının Türkiye’nin orta yerine Müslümanların mukaddeslerine ve Allah’ına hakaret ediyor: “Neymiş? Allah diye biri varmış, canı sıkıldıkça kitap yazarmış ama artık yazmamaya karar vermiş, pırpır kanatlı ulaklarla birtakım hazretlere mesaj iletirmiş, o hazretlere dil uzatan maazallah çarpılırmış. Bu hikâyelere istemesen inanma diyorlar, tamam, ama inanmadığını açık açık söylemen caiz değildir. Nedenmiş? Müslümanlar alınırmış!”

LAİKÇİLİĞE SIĞINAN AYDINLARIN PERVASIZLIĞI

Bu ülkenin ilk pozitivistlerin Şinâsi’nin “milletim nev’-i beşerdir, vatanım rûy-i zemîn” sözünü “toprak vatanım, nev’-i beşer milletim” şeklinde tekrar eden ateist Tevfik Fikret’in devamı olan bugünün kemalist ve mülhid aydınların bu derece şımarmaları ideolojik laikçiliğin verdiği imkânlardır. Milletin namusuna, yâni dînine dil uzatmanın normalleştiği gün İslâm değerlerimiz ve medeniyetimizde inkıraz başlamıştı. Avrupa medeniyetinin muhibbi Mustafa Reşit Paşa’nın hazırladığı ve ölümünden sonra ilân edilen Tanzimat’la başlayıp Cumhuriyetle süren pozitivist ve ideolojik laikliğe sığınan herkes Müslümanların Peygamberine ve Allah’a hakaret edebiliyor.

İDEOLOJİK LAİKÇİLİĞİN “FİKİR HÜRRİYETİ” ÇATIŞMALIDIR

Türkiye'de Kemalist laiklik din ve dinî müesseselerin kamu hayatında söz sahibi olmaması şeklinde yorumlandığı için İslâm’a dil uzatmayı laikliğin bir gereği olarak gören hain ve mülhid aydınların hezeyanlarının önü kesilmiyor ve kesilmesi de mümkün görünmüyor.........

© Yeni Söz


Get it on Google Play