menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ürpertici bir “cinayet”in kültürel ve entelektüel anatomisi

131 0
20.04.2026

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta çocukların okula saldırmaları ve Ayla öğretmenimizle birlikte 8 çocuğumuzun hayatını kaybetmesi bizim hayal bile edemeyeceğimiz çok ürpertici bir felâket.

Evet, böylesine barbarca cinayetleri biz hayal bile edecek bir toplum değiliz. Bizim dünyamızda bu kadar ürpertici daemonik şer-şeytan figürlerin bir karşılığı yok.


DAHA BÜYÜK CİNAYETLERE KARŞI HAZIRLIKLI OLMALIYIZ

Ama korkarım ki, bu yaşadıklarımız henüz sorunun en küçük kısmı ve başlangıcı; göstergelere dikkatle baktığımızda daha büyük felâketlerin kapıda olduğunu görememek için kör olmak gerek.

Batı’daki herhangi bir ülkeyle karşılaştırıldığınızda Türkiye’de sokakların oldukça güvenli olduğunu görürsünüz ama yaşanan felâket o kadar ürpertici ki, bize, Müslüman bir topluma çok fazla, ziyadesiyle ürpertici bir cinâyet bizim için.

Önümüzdeki sosyokültürel göstergelere dikkatle baktığımızda, korkarım ki, daha büyük cinayetlere gebe bu ülke! Bunu söylemesi zor ama gerçekleri örtbas etmekle hem hiçbir yere gidemeyiz hem de hiçbir meseleyi halledemeyiz. Aksine hâdise kangrene dönüşür ve içinden çıkılmaz hallere bürünür.


SINIRLAR GENİŞLEDİ, UFUK DARALDI

Önce şunu bileceğiz: Bu toplum, çok büyük bir transformasyon geçiriyor: Kendi inançlarını, kültürünü, değerlerini terk ediyor.

Ne uğruna? Konformizm, hedonizm ve egoizm uğruna. Bütün bunları tek bir kavramla özetleyebiliriz: Oportünizm. Fırsatperestçilik. Çıkarperestlik ya da. Siz buna açgözlülük de diyebilirsiniz. Duyarsızlaşma da. Toplumun, ülkenin sorunlarına karşı duyarsızlaşma, ülkeye ve ülkenin inançlarına, değerlerine ve kültürüne aidiyetini de, aidiyet bilincini de yitirme.

Bunda dijital uygarlıkla birlikte bütün sınırların küresel ölçekte ortadan kalkmasının etkisi büyük. Kültürel, entelektüel ve tabiî her şeyden önce de ekonomik sınırlar ortadan kalktı. Sınırların ortadan kalkması, ufkun genişlemesini sağlamadı, aksine sınırlar arttıkça ufuk daraldı.

İnsanın mekân duygusunu yitirmesi, zaman duygusunu da yok etti.

Bütün bunlar doğru.

Ama bütün........

© Yeni Şafak