We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Türkiye’nin prangaları ve medeniyet iddiası

126 32 18
25.09.2020

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Lozan Antlaşması etrafında yaptığı bir açıklamada Türkiye’nin bir iddiası olması gerektiğinden söz etti. BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada da benzer söylemleri dillendirdi.

Lozan’ın bizim medeniyet iddiamızı terk ettiğimizi tescil eden bir anlaşma olduğunu, ancak Soğuk Savaş sonrası süreçte geldiğimiz noktada -pek çok alandaki zaaflarımıza rağmen- önümüzde yeniden tarih yapabilmemizi mümkün kılacak bir imkân belirdiğini, bunun için Türkiye’nin medeniyet iddiasını yenileyerek içselleştirmesi, derinleştirmesi ve dünyaya sunması gerektiğini tartıştığım bir yazımı paylaşıyorum sizlerle.

LOZAN, TÜRKİYE ENGELİ’Nİ KALDIRDI!

Bu ülkeye Sevr’de ölüm gösterildi ama Lozan’la sıtmaya razı edildi Türkiye.

Türkiye, Lozan görüşmeleri sırasında verilen sözlerle laikleşme ve dolayısıyla zihnen kendi kendini sömürgeleştirme sürecine girdirildi.

Sonuçta, dünyada dışardan sömürgeleştirilemeyen tek ülke Türkiye, içerden kendi kendini sömürgeleştiren tek ülke olarak tarihe geçti!

Özetle: Türkiye, Lozan süreci’yle birlikte kaskatı bir laikleşme / Batılılaşma çıkmaz sokağının eşiğine sürüklendi; böylelikle Batılı emperyalistlerin önündeki en büyük potansiyel engel bertaraf edildi.

LOZAN: İSLÂMÎ İDDİALARIMIZIN TERKEDİLMESİ

Lozan Antlaşması’ın yıldönümlerinde hep o bildik içi boş nutuklar atılır: “Lozan, Türkiye’nin çağdaşlaşması ve devrimlerin temelini teşkil eden, ülkedeki bütün kurumların laikleştirilmesi sürecinde kilit rol oynayan kilometre taşlarından biridir”.

Ne demek bu?

Osmanlı’yla ve İslâm’la bağlantıları kesinkes koparan bir sürecin başlatılması demek.

Peki bunun, “Türkiye’nin bağımsızlaşması”yla ve “çağdaşlaşması”yla alakası ne?

Bir kere, Lozan dolayımında, “Türkiye’nin bağımsızlaşması” ile “çağdaşlaşması”ndan Türkiye’nin laikleşme sürecine girmesi,........

© Yeni Şafak


Get it on Google Play