We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ruhunu yitirdiğini bildin mi?

391 247 0
22.12.2019

İslâm medeniyeti, politika üzerine inşa edilmedi; hayat üzerine inşa edildi; hakikatin yoğurduğu, mayasını kardığı ruh üflediği hayat üzerine.

Bu gerçeği gören, hatta iliklerine kadar hisseden ender düşünürlerden biri Nietzsche’ydi. Hıristiyanlığın da, modernitenin de hayatı inkâr ettiğini düşünüyor, “İslâm, hayat’a evet diyor” diyordu özenle.

Hayat’ın inşası, idamesi ve nefes üflemesi, hakikat’le irtibatının kopmamasına, aksine, muhkem bir şekilde tesis edilmesine bağlı.

Hakikatin olmadığı yerde, hakikatin hükümfermâ olmadığı bir dünyada, hayat yeşermez, çürür, çöle döner.

Bizde hayatı hakikat inşa eder. Hakikat inşa ettiği için sahicidir ve ruh doludur hayat. Şiirdir. Şuurdur. Hakikatin şiarlarının şuura dönüşmesi ve şiire durdurması hayatı da, insanı da.

Hayatımıza en az iki asırdır hakikat değil siyaset yön veriyor.

Politika, sadede dünyaya sahip olma ve çeki-düzen verme kaygısı güder. Dünyayı dâr / yurt edinir; o yüzden dünyayı dar eder insana.

Politika, insanın her şeyin merkezine yerleşmesi demektir. İnsanın her şeyin ölçüsü ve ölçütü katına yükseltilmesi, tanrılaştırılması.

O yüzden, modern dünya politika üzerine kuruldu. Sonra, politikanın yerini ekonomi aldı. Ekonomi, “ekonomik insan” olarak adlandırılan ruhsuz bir canavar icat etti. “Ekonomik insan” denen canavar, insanı ruhsuzlaştırdı ve yok etti.

Politikayla başlayan ekonomiyle başka bir evreye geçen dünya, insansız bir dünya artık. Postmodern dünya, insansız. Postmodern insan ise, dünyasız!

Aslında genelde müslümanların özelde Türkiye’nin önünde insanı yeniden hayata döndürecek, insana dünyasını armağan edecek........

© Yeni Şafak