We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İslâm siyaset tasavvuru

276 74 0
23.12.2019

İslâm düşüncesinde siyaset alanı, güç kullanma, hükümranlık kurma, tahakküm etme alanı ve aracı değildir.

Siyaset, kurucu bir kaynak değil, dârü’l-İslâm’da hâkim olan hakikat ilkelerinin hayatiyetini sürdürmesini sağlayan koruyucu bir barınaktır sadece.

Siyaset-hakikat ilişkisini yazmayı sürdürüyorum. Bugün İslâm siyaset tasavvurunu, temel ilkelerini ve güzergâhlarını yazdığım altı yıl önceki bir yazımı gözden geçirerek sizlerle paylaşmak istiyorum.

MELEKÛT ÂLEMİ, MÜLK ÂLEMİ VE SİYASET

Müslüman hayatının her alanında olduğu gibi, her aktivite’nin dayandığı temel kurucu ilkeler vardır; siyaset, -diğer başka araçlar gibi- bu kurucu ilkeleri -uygulayarak- koruma işlevi üstlenir sadece.

Yine her aktivitenin bir mülk âlemine, bir de melekût âlemine bakan iki yönü vardır. Müslüman hayatında her aktivite, meşruiyetini melekûtî âlemden alır, mülk âlemine yansıtır, mülk âleminde yansımasını bulur.

İslâm düşüncesinde, hükümranlık, otorite ve meşruiyet kaynağı, mülk âlemi, dolayısıyla mülk âlemine hükmeden insan değil, ilâhî kaynak ve bu kaynaktan yansıyan ilkelerdir.

Dârü’l-İslâm’da, Hak hükümrandır; insan, Hakk’ın hükümranlık yetkisini hakkıyla kullanmakla yükümlüdür sadece.

Dârü’l-İslâm’da, insanın hükümranlığı, pagan dünyada olduğu gibi mutlak değil, izafîdir.

Hakk’ın hükümranlığının belirleyici olmadığı bir yerde hakikat olmaz, adalet ise hiç olmaz.

Hakk’ın ontolojik hükümranlığını hiçe sayan bir yerde, insan hakları hiç bir zaman elde edilemez; gücü ve güç üreten araçları ellerinde bulunduran odaklar, neyin, nereye........

© Yeni Şafak