We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bir sosyal medya felsefesi

228 117 15
06.08.2021

Sosyal medya, özgürlük alanlarımızı genişleten bir mecra olarak da görülebilir, bir ülkenin bağımsızlığını tehdit eden bir aparat olarak da.

Başka bir ifadeyle, sosyal medya hem özgürlük imkânı hem de özgürlükleri yok eden bir silah, savaş mahalli.

Hangisi peki?

İkisi de.

Evet, ikisi de, doğru.

Soru şu: Hangisi daha doğru? Hangisi sosyal medyanın dilini ve doğasını daha iyi tanımlar acaba?

Sosyal medya, zihin setlerimizi, zihnimizin işleyiş biçimlerini ve davranış kalıplarımızı değiştiriyor. Sosyal medyanın epistemolojisini, fenomenolojisini ve ontolojisini konuşmalıyız o yüzden. Enlemesine ve boylamasına, bütün boyutlarıyla, görünür görünmez bütün yanlarıyla, bütün yüzleriyle, derinlemesine konuşmalıyız sosyal medyayı.

Bir sosyal medya felsefesi yapmalıyız yani.

SOSYAL MEDYANIN EPİSTEMOLOJİSİ: DÜŞÜNEN İNSAN’DAN TEPKİ VEREN İNSAN’A…

Geriden, koltuğunuza yaslanmış, yazdıklarımı okurken, pencereden dışarı bakıp acı acı gülüyorsunuz belki de. Sosyal medyanın felsefesini yapmak? Hmmm!

Hayatımız o kadar sığlaşti ki, sosyal medyanın kafesine o kadar hapsoldu ki, sosyal medyanın baştançıkarıcı söylemsel şiddetinin pornografisinin ayartısına kendisini öylesine kaptırdı, öylesine esir etti ki bizi, düşünme melekelerimiz buharlaştı, ne olup bittiğini anlayamaz olduk; dahası ne olup bittiğini anlamak gibi bir derdimiz, sorunumuz da kalmadı. Otomatlara, ruhsuz robotlara dönüştük adeta!

Tek derdimiz var: Sosyal medyanın gönüllü savaşçıları olarak önümüze gelene saldırmak. “Bizim etiket”e destek vermek, karşı tarafın........

© Yeni Şafak


Get it on Google Play