Türkiye kırılgan diyenlerin durumuna baktım;

İsveç’te merkez bankası iflas etmeye doğru gidiyor,

Hesap açmanın Türkiye’de övünç kaynağı olduğu Credit Suisse, Körfez'den ortak bulamazsa batıyor,

Deutsche Bank gidici,

Bank of England sallantıda,

Mum satışı patlamış,

Soba ithalatı zıplamış,

Öğünler azaltılmış,

Kiliseler ısıtılamadığında kapanıyor,

Aynı sorundan okulların gün sayısı düşürülüyor,

İtalya, Fransa, İspanya ve Polonya tıpkı İngiltere gibi kronik cari açık ülkesi olmaya doğru ilerliyor,

Birbirlerine diş bilemeler başlamış,

Polis otoları yakıt bulunamadığından itilerek hareket ettiriliyor,

Akaryakıt istasyonlarında sıralar birikiyor,

İşletmeler, fabrikalar enerji kıtlığından ya da maliyetlerinden kapanıyor,

Ticari gayrimenkullerin değeri düşüyor,

Dolayısıyla bankaların teminat değeri düşüyor,

Ülke kredi notu görünümleri aşağı yönlü revize ediliyor,

Büyüme beklentileri yerlerde,

Hiçbir parametreleri tutarlı biçimde tahmin edilemiyor,

Para politikası bocalıyor, faiz artsa çare olmuyor,

Vergi politikası hükümet düşürüyor,

Sağlık sistemi pandemide düştüğü travmadan çıkamıyor,

Corona vakaları yeniden artıyor,

Kumar büyüyor,

Pazarlarındaki talep düşüyor,

Limanlar rakiplere, enerji depoları düşmanlara geçmiş,

Askeri zafiyet had safhada,

Nazizm tartışmaları almış yürümüş,

Hepsi resesyona düşmüş,

Euro’da değer kaybı telafi edilemez durumda,

Şehirler karartmada,

İşsizlik hortlamak üzere,

Yeni bir yatırım yok,

Yeni bir hikâye yok,

2023’ten ümit tümden kesilmiş. 2024’e kim sağ çıkar belli değil.

Ve daha neler neler…

İşte, çağırıp durdukları distopya… Sanıldığının aksine Ukrayna-Rusya Savaşıyla değil, Akdeniz’de Yunan'ın kuyruğuna takılınca bu hale düştüler. Ben kırılmaların doğru tespit edilmesi gerektiğine inanıyorum. Nasıl ki Türkiye monşerler tartışmasından sonra diplomaside çığır açtı, Avrupa da kaosa Türkiye Akdeniz’de egosunu kırıp geçince girdi.

Cezayir’de artık hırsıza hırsız denilebiliyorsa mesela, tahılın yolunu keserken Afrika’dan son kez çalıyorlar demektir.

Türkiye ise zorluk yaşadıkları varsa da makro göstergelerin çoğunda daha iyi yerlerde. Ekonomi yeni bir dengeye geliyor. Yeni yatırımlar yapılıyor, yeni hikâyeler yazıyor. Toplum konsolide oluyor. 2023’e umutla bakıyor.

Artık Avrupa’dan veya dünyanın başka bir yerinden birisi; Türkiye kırılgandır falan filan üstenciliği yaparsa aynen iade edilebilir. Türkiye’nin çözemeyeceği bir sorunu yok. Çözecek iradesi de var. Artık diğer ülkeler Türkiye’den daha kırılgan.

Temiz para bulmak

Bu millet “temiz para” bulduracaksa daha önce bulmuş olan var, ona buldurur. Ama ona da buldurmaya niyeti yok. Şöyle bir anekdot aktarayım; daha önce temiz para bulmasıyla malum siyasi parti lideri Kayseri’de seçim startı vermeye kalkar, destek vermeyi düşünen iş adamlarıyla özel bir toplantı yapılır. Bu toplantıda ekonomideki sorunların nasıl çözüleceği sorulur; o da Amerika’da sevildiğini oradan para getireceğini, söyler. Böylece kuru düşürecek, enflasyonla mücadele edecektir. İş adamları bu plandan pek memnun kalmaz. Birisi biz bu senaryoyu daha önce gördük, bugün için bize yarar ama torunumuzun tosunumuzun geleceğini ipotek eder, bu planı sevmedim, der. Diğerleri de bu çıkışa katılır. Yahu durun yanlış anladınız falan, diye çevrilmeye çalışılsa da biz anlayacağımızı anladık, diye kestirilir atılır. Ortam buz gibi olur. Seçim startı hüsrana dönüşür.

Hem bu ortam öyle paranın serbestçe akacağı bir ortam değil artık. Plan kötü olduğu kadar uygulanamaz yani.

Temiz para bulmak için Londra’da sıradan analistlerle oturacak seviyede başkan adayı değildir zaten. Ama Londra’daki mevzu başkan adayı mevzuu da değil. Kimin hazine ve maliye bakanı adayı olacağıyla ilgili başkan adayının kullanılması meselesi… Daha önce bu yöndeki istekliliğini ifade etmiş olan, Tansu Çiller’in ekonomiden sorumlu devlet bakanlığından sonra ilk kadın hazine ve maliye bakanı olmayı dileyen bir irade var, bu ziyaretin arkasında. Hal böyleyken başkanlıktan ümidi kesip bakan olmak isteyenleri masadan soğutabilir bu ziyaret.

QOSHE - Türkiye’ye sela okumak isteyenler ne durumda? - Yusuf Dinç
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Türkiye’ye sela okumak isteyenler ne durumda?

24 3 12
06.11.2022

Türkiye kırılgan diyenlerin durumuna baktım;

İsveç’te merkez bankası iflas etmeye doğru gidiyor,

Hesap açmanın Türkiye’de övünç kaynağı olduğu Credit Suisse, Körfez'den ortak bulamazsa batıyor,

Deutsche Bank gidici,

Bank of England sallantıda,

Mum satışı patlamış,

Soba ithalatı zıplamış,

Öğünler azaltılmış,

Kiliseler ısıtılamadığında kapanıyor,

Aynı sorundan okulların gün sayısı düşürülüyor,

İtalya, Fransa, İspanya ve Polonya tıpkı İngiltere gibi kronik cari açık ülkesi olmaya doğru ilerliyor,

Birbirlerine diş bilemeler başlamış,

Polis otoları yakıt bulunamadığından itilerek hareket ettiriliyor,

Akaryakıt istasyonlarında sıralar birikiyor,

İşletmeler, fabrikalar enerji kıtlığından ya da maliyetlerinden kapanıyor,

Ticari gayrimenkullerin değeri düşüyor,

Dolayısıyla bankaların teminat değeri düşüyor,

Ülke kredi notu görünümleri aşağı yönlü revize ediliyor,

Büyüme beklentileri yerlerde,

Hiçbir parametreleri tutarlı biçimde tahmin edilemiyor,

Para politikası bocalıyor, faiz artsa çare olmuyor,

Vergi politikası hükümet düşürüyor,

Sağlık sistemi pandemide düştüğü travmadan çıkamıyor,

Corona vakaları yeniden artıyor,

Kumar büyüyor,

Pazarlarındaki talep düşüyor,

Limanlar rakiplere, enerji depoları düşmanlara geçmiş,

Askeri zafiyet had........

© Yeni Şafak


Get it on Google Play