Hatırlanırsa Türkiye’de ekonomistler, net hata noksan üzerine bilimsel açıklamalar olduğu halde bir müphemlik havası katmış Financial Times bu ortayı alıp net hata noksanın hikmetini sorgulayan bir manşet atmış; “Who’s stuffing Turkey?” başlığıyla bir hindi dolması naziresi yapıp çaptan nasıl da düştüğünü göstermişti.

Sonra Türkiye’den Londra’ya bir ziyaret gerçekleşmiş ve ziyaretçi Financial Times’ın bu manşetinin altına sığınarak Türkiye’yi narko-devlet ilan edip “temiz para” peşine düşmüştü.

Ama işler iyi gitmemiş olacak ki Financial Times ziyaretçiyi bir Erdoğan manşetiyle uğurlamıştı. “‘One hand washes the other’: grain deal shines light on Erdoğan’s ties to Putin” gibi Putin ve Erdoğan bir birinin sırtını kaşıyor şeklinde sinsice bir başlık atıp Türkiye’nin tahıl koridorundaki diplomasi başarısını çekemediğini gözler önüne sermişti. Ama konuğuna da rakibi temalı bir manşetle dokundurmuştu.

Acaba tahıl koridoru shines light on Erdoğan’s ties to Zelenski ya da shines light on Erdoğan’s the world is bigger than 5 anlamına da gelmez mi? Erdoğan ve Zelenski bir birinin sırtını kaşıyor mu? Erdoğan ve Ulf Kristersson da mı öyle yapıyor? Ya Erdoğan ve Aliyev? Erdoğan ve Boris? Biden ve Şi? MBS ve Şi? Miçotakis ve Macron? O ve bu? Bu ve şu?

Net hata noksan gizemciliği, manşetler, temiz para bulmalar, manşetle uğurlamalar, kaşımalar vesaire hepsi varoşluk…

Net hata noksan;

-para giriş ve çıkışlarının muhasebe dönemselliğinden,

-bavul ticareti için cepte gelip harcanan paradan,

-sınır ticaretinde (Edirne, Van, Artvin vb) cepte gelip harcanan paradan,

-yabancı öğrencilerin cepte gelen parasından (500 milyon ila 1 milyar USD civarı),

-yurtiçi yerleşiklerin yastıkaltı bozumlarından ve en önemlisi

-rekor sayılara ulaşan turistlerin cebinde gelip restoranlarda, kafelerde, mağazalarda ve diğer neredeyse harcanan paralardan oluşur.

Bu bilimsel açıklama ve tespitlere rağmen çerçevesini çizdiğim varoşluğun amacı, Türkiye’yi meşru para girişlerinde zor durumda bırakmak, cari açığını finanse etmesinin önüne geçmek, bir kur kriziyle yüzleştirip faiz politikasını değiştirmeye zorlamaktı.

Ama en şiddetli krizlerle yaşadıkları bu kıskançlığa, bu varoşluğa rağmen sonuç alamadılar.

Daha iyi bildikleri şeytani yöntemlere döndüler; terör. Bazı medyada, mesela Newsweek’te, haberin bir deprem enkazı fotoğrafı kullanılarak yayınlanması bu şüphemde haklı olduğuma karine gösterilebilir.

Dikkatli olunmazsa böylece iki sonuç elde edebilecekler; turistin ayağını Türkiye’den kesecekler, Türkiye’nin enerji merkezi olacak kadar terörden arınmadığını iddia edecekler.

Birincisi itibariyle Türkiye’de net hata noksanın kaynağını bilip kendilerine inanan kitleleri kandırdıklarını itiraf etmekteler. Bunu itiraf ediyor olmaları çok da umurumda değil. Fakat turist rezervasyonlarının iptali, sadece turistin kaynağındaki ödemeleri ve transferleriyle değil, cari açığın finansmanında net hata noksan anlamında da önemli bir kayıp olur. Daha önce benzer saldırılar olduğunda turist üzerinde önemli etki yaptığı görülmüştü. Türkiye coğrafyasının tümü turist ağırlıyor. Kaybı kısmi olacaktır denebilir ama başka şehirlere de gitseler turistler İstanbul’a uğruyor.

Bu düşünceler piyasaya yansıyacaktır. Ekonomik ajanlar, Türkiye’nin cari açığını finanse etmekte zorlanacağı temalı bir hikayeye yaslanıp kuru yukarı iterek baz etkisini elinden almaya çalışacaklardır.

Çünkü baz etkisinin açacağı alanın 2023 beklentilerinin altını doldurmasını istemeyeceklerdir.

Enerji denkleminde ise son detay Türkmenistan kalmış ve Aralık ayı içinde bir Taşkent ziyareti planlanmışken bu alçak saldırıyla merkez olma potansiyeline bir darbe vurulmaya çalışılmıştır. PKK yıllarca neden boru hatlarına saldırı düzenleyip durdu sanırsınız? Türkiye’nin merkez olamayacağı iddiasına destek vermek için… PKK ve diğer terör örgütleri yıllarca doğrudan ekonomiye saldırdı. Bazen makroekonomiye, bazen bölge ekonomisine…

Teröristler, askeri olarak Türkiye ile mücadele edemeyeceğini bilenlerin ekonomik saldırılarının bir maşası olarak iş gördü. Dikkatli bakarsanız teröristlerin asla askeri mücadele içinde olmadığını görürsünüz.

Peki, bu saldırıyı yapanların ve yaptıranların ve işbirlikçilerinin umdukları bu sonuçları neden anlatıyorum, dikkatli olmak ne demek? Şunun için; Türkiye’nin ulaşacağı konum çoklarının rüyasında dahi görmeyeceği bir konumdur. Ve bunun aleyhine içeride ve dışarıda çalışanlar var, olacaktır da. Ve Türkiye’nin terör belasından kurtulamadıkça hak ettiği konuma ulaşması ötelenmeye devam edecektir. Türkiye, bölgesinde lider ve dünyadaki lider ülkelerden birisi olmaya ilerliyor. Ve gelecek nesillerin kaderlerini kendileri yazmaları için bu konuma ilerlemesi gerekiyor.

O yüzden PKK, FETÖ, DAEŞ, DHKP-C ve diğer hangi terör örgütleri varsa hepsini ezmeli, un ufak etmeli ve arkalarında hangi eller varsa tek tek kırmalıdır.

Ve dikkatli olunmalı, terörde asıl amacın korkunun köpürtülmesi olduğu unutulmamalıdır. Devlete kini gereği adresi yanlış gösterenlere, korkuyu bilerek köpürtenlere falan kapılıp bu odakların umdukları sonuçlara ulaşmaları yolunda ekmeklerine yağ sürülmemelidir.

Bu çağrımla, bu türden habis saldırıların artçı unsurlarının körüklediği korkunun nelere mal olabileceğini aslında yeniden hatırlatmak istedim. Atatürk Havalimanında, Sultanahmet’te, Dolmabahçe Stadında bunları görmüştük.

Türkiye’nin aleyhine gideceğim diye Yunanistan’dan bile medet umar hale geldiler. Bunu bilirken asla umutsuz değilim ve asla umudum kırılmayacak. Ne yaparlarsa yapsınlar, boş…

Türkiye’nin potansiyelini, ekonomisini zaafa düşürüp bozmaya çalışıyorlar ama Türkiye bunu da atlatacak. Daha önce Yunanistan testi tamamlanınca yeni testlerin de gelebileceğini yazmıştım. Artık yolun sonundalar Türkiye’den sabır beklemenin aşırı lüks olduğunu biliyorlar.

QOSHE - Terör askeri değil, ekonomik tehdittir - Yusuf Dinç
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Terör askeri değil, ekonomik tehdittir

4 5 0
15.11.2022

Hatırlanırsa Türkiye’de ekonomistler, net hata noksan üzerine bilimsel açıklamalar olduğu halde bir müphemlik havası katmış Financial Times bu ortayı alıp net hata noksanın hikmetini sorgulayan bir manşet atmış; “Who’s stuffing Turkey?” başlığıyla bir hindi dolması naziresi yapıp çaptan nasıl da düştüğünü göstermişti.

Sonra Türkiye’den Londra’ya bir ziyaret gerçekleşmiş ve ziyaretçi Financial Times’ın bu manşetinin altına sığınarak Türkiye’yi narko-devlet ilan edip “temiz para” peşine düşmüştü.

Ama işler iyi gitmemiş olacak ki Financial Times ziyaretçiyi bir Erdoğan manşetiyle uğurlamıştı. “‘One hand washes the other’: grain deal shines light on Erdoğan’s ties to Putin” gibi Putin ve Erdoğan bir birinin sırtını kaşıyor şeklinde sinsice bir başlık atıp Türkiye’nin tahıl koridorundaki diplomasi başarısını çekemediğini gözler önüne sermişti. Ama konuğuna da rakibi temalı bir manşetle dokundurmuştu.

Acaba tahıl koridoru shines light on Erdoğan’s ties to Zelenski ya da shines light on Erdoğan’s the world is bigger than 5 anlamına da gelmez mi? Erdoğan ve Zelenski bir birinin sırtını kaşıyor mu? Erdoğan ve Ulf Kristersson da mı öyle yapıyor? Ya Erdoğan ve Aliyev? Erdoğan ve Boris? Biden ve Şi? MBS ve Şi? Miçotakis ve Macron? O ve bu? Bu ve şu?

Net hata noksan gizemciliği, manşetler, temiz para bulmalar, manşetle uğurlamalar, kaşımalar vesaire hepsi varoşluk…

Net hata noksan;

-para giriş ve çıkışlarının muhasebe dönemselliğinden,

-bavul ticareti için cepte gelip harcanan paradan,

-sınır ticaretinde (Edirne, Van, Artvin vb) cepte gelip harcanan paradan,

-yabancı öğrencilerin cepte gelen parasından (500 milyon ila 1 milyar USD civarı),

-yurtiçi yerleşiklerin yastıkaltı bozumlarından ve en önemlisi

-rekor sayılara ulaşan turistlerin cebinde gelip restoranlarda, kafelerde, mağazalarda ve diğer neredeyse harcanan paralardan oluşur.

Bu bilimsel açıklama ve tespitlere rağmen çerçevesini çizdiğim........

© Yeni Şafak


Get it on Google Play