Reforma finanstan başlanmalı yoksa reformdan söz edilemez

İşte 2026’dayız. Yılların nasıl geçtiği bile belli olmuyor artık. Her şey çok hızlandı. Artık kısa dediğimiz çok kısa, uzun dediğimizse kısanın ta kendisi. Vadeler değişti.

İşler hemen olup bitiyor. Ama öyle alelacele değil; sistematik ve stratejik.

Bu ortamda Türkiye 2026’yı reform yılı olarak belirledi. Doğru bir planlama ile işi kısada halletmesi gerekiyor. Çünkü uzun yok.

Eski dünyanın defteri kapanıyor. Yeni dünyadaki pozisyonumuzu bu kısa aralık belirleyecek.

Sanayiyle, tarımla, istihdamının kalitesiyle yeni dünyada yer almak isteniyorsa 2026 reformlarından başka fırsat olmayacak.

Uygulanacak formül belli: Parayı millileştirmek, imalatı yerlileştirmek…

Dünyada iki büyük güç vardır. Birisi para, diğeri imalat. Para gücünü elinde tutan Amerika, bu gücü adaletsiz kullanıyor. İmalat gücünü elinde tutan Çin ise üretim zincirini kendi lehine kapatarak adaletsiz bir dağılım yaratıyor.

Aslında sorun çok basit: ABD’nin finansal adaletsizliği Türkiye’nin sermayesini baskılıyor; Çin’in imalat adaletsizliği ise Türkiye’nin üretim payını daraltıyor.

Kimsenin adaletine sığınmak zorunda da değiliz. Özellikle imalat bakımından… Sanayinin geri gidişini hızlıca durdurup ileri gitmesini sağlasak........

© Yeni Şafak