Geçmişten bugüne Türkiye’nin süreklilik arz eden gündemlerinden birisi sermaye piyasalarında derinlik ve hacmin artırılması olmuştur. Çünkü bu ülke her zaman banka temelli bir ekonomi olmanın zorluklarını yaşamış ve bu durum nedeniyle vatandaşın finansal zihniyeti çarpıklaşmıştır.

Türkiye dövizi yatırım aracı zannetmiştir, dönemsel olarak artan faizler için evini bile satıp mevduata yatıracak kadar akıl tutulmaları yaşamıştır, kredi alabilmek için bankaların her tür muamelesine razı gelmek durumunda kalmıştır. Hikâyesini değil, teminat kabiliyetini planlamıştır. Bankalar için işi olanın değil, gayrimenkulü olanın muteber olmasının ofsaytlarında kazançlarını gayrimenkule yatıra yatıra hem işinin hem memleketin ayarını bozmuştur. Böyle gele gele memlekette tek bir genel yatırımcı profili şekillenmiştir.

İşte, bunun artık kırılması gerekiyordu. O yüzden çare hep sermaye piyasalarında hacim ve derinliğin oluşturulmasında görüldü. Nihayet son birkaç yılda sermaye piyasasıyla ilgili farkındalık hayli gelişti. Borsada yatırımcı sayısı rekor seviyelere çıktı. Ama özellikle 2022’de bu yöneliş bambaşka boyutlara ulaştı. Her hafta 100 bin yatırımcının piyasaya katıldığı bir tecrübe yaşandı.

Borsa artık belli ölçekte yabancı yatırımcıyı tolere edebilecek duruma geldi.

Sermaye piyasalarındaki bu gelişme, her zaman hedeflenen yahut arzu edilen bir duruma ulaşıldığını ifade eder. Yani istenen olmuştur. İstenen olmuştur ama bu sefer de sanki çok dertleniliyormuş gibi bir “küçük” yatırımcı hassasiyeti gündemin ortasına oturmuştur.

Evvela piyasa analistlerinin küçük yatırımcı duyarı bana hiçbir zaman samimi gelmemiştir, bunu söyleyeyim. Sonra küçük yatırımcı küçük değildir. Kısa vadeli al-sat stratejisi belirleyip yatırım tutarları görece az olduğu için yahut danışmanlık almadan piyasada işlem yaptıkları için böyle adlandırılırlar. Çoğu eğitimlidir. Kimsenin himmetine ihtiyaçları yoktur. Hele piyasada her tür spekülasyonun parçası olup son birkaç hafta içinde küçük yatırımcının ağabeyi gibi çıkıp öğüt verme yarışına girenlerin himmetine hiç ihtiyaçları yoktur.

Gerçekten bir ağabey havasında küçük yatırımcıyı uyarmaları yok mu, gölge etmeseler başka ihsan istemez. Küçük yatırımcı hangi hissede durumun ne olduğunun tamamen farkında. Belli birkaç hissedeki fiyatlama gerçeğini herkes analiz edebiliyor.

Üstelik bu birkaç hissenin borsa endeksi üzerindeki etkisi şu anda piyasa tarafından alınıyor ve ana akım hisselere aktarılıyor. Bu son durum küçük yatırımcının yöntemlerinin doğru olduğunu da gösterir.

Derinliğin ve hacmin artması piyasanın daha sağlıklı ve daha az kırılgan bir yapıya kavuşması demektir. Küçük yatırımcı piyasadan gitse daha mı iyi olacaktır? Hayır. Küçük yatırımcı kârda mıdır? Evet.

Küçük yatırımcıya ağabeylik yapmak doğru halka arzları teşvik ederek olur. Pay piyasasının doğru halka arzlarla büyüyebilecek bir potansiyeli var. Kredi piyasası şartları da büyük şirketleri halka arza motive etmeye uygun. Hem piyasa ücret artışlarının etkisini de alacak. Sermaye böylece daha da geniş bir tabana yayılacak. Şartlar hiçbir zaman yatırımcı tabanını genişletmek için bu denli elverişli olmamıştır, denebilir.

Peki, küçük yatırımcı referansı neden bu denli gündemi işgal ediyor? Bu 80’li yıllardan kalma bir refleks. O yıllarda darbecilerin abuk uygulamalarının neden olduğu boşlukta ortaya çıkan bankerlerin, hanehalkı varlıklarını talan ettiği ve sermaye piyasası kanununun da ilk defa yapıldığı yıllardı. Ortamın etkisiyle bu ilk sermaye piyasası kanununun amacı “küçük yatırımcının korunması”na indirgenmişti. Koca ülke bu psikolojinin pençesinden daha yeni çıkmıştır, denebilir. Bugün yeniden o günleri hatırlatmak ya da belki haksız biçimde “hazırlatmak” adına yorumlar yapılıyor gibi. Sermaye piyasalarını küçük yatırımcı uyarılarıyla yan yana anmak kadar ilk 20 arasında yer alan bir ekonomi için alçaltıcı bir durum daha var olmaz. Bunun artık son bulması lazım.

Ama asıl sorun şurası; mevcut durumda kurumsal yatırımcılar uzun vadeli-değer odaklı yatırımı, küçük yatırımcılar kısa vadeli al-sat pozisyonları tercih ediyor. Gerçekte küçük yatırımcının uzun vadeli, kurumsal spekülatörlerin kısa vadeli al-satları benimsemesi daha yaygın bir durumdur. Türkiye’ye has olan bu tezatlık nedeniyle küçük yatırımcı lehine herkes söz söyleme hakkını kendisinde bulabiliyor. Bu da sermaye piyasası algısını kırılamaz biçimde bozuyor.

Küçük yatırımcı borsada olacak. Onlar olmadan olmaz. Ama farkında değillerse benimsedikleri piyasa stratejilerini kurumsal yatırımcılarla takas etmeliler.

İşte, ancak bu takas gerçekleştikten sonra Türkiye, sahte dostlarca kurulan, borsa-küçük-yatırımcının-tuzağıdır temalı üçüncü dünya iletişiminden kurtulabilir.

Yatırımcılar, tasarruflarını planlayıp hangi şirketin mali yapısı, vizyonu, hikâyesi kendi risk toleransları içindeyse o şirkete ortak olurlar. Şirketleriyle beraber kendileri de gelişirler.

Ben bu işlerde ajitasyonun değil, profesyonelliğin hâkim olması gerektiğini düşünüyorum. O yüzden ajitasyonculardan hiç hoşlanmıyorum. Küçük yatırımcılar, kendi evrensel doğrularını kaçırmışlarsa hatırlatmak iyidir. Hamilik yapmaya çalışmaksa komiktir. Çünkü bilinçli olarak kısa vadeli spekülasyon yapanlar zaten yatırımcı değildir. Olsa olsa spekülatör sayılabilirler. O yüzden küçük değillerdir, büyük de olmazlar.

QOSHE - Küçük yatırımcıya ağabeylik yapmak - Yusuf Dinç
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Küçük yatırımcıya ağabeylik yapmak

13 1 1
04.12.2022

Geçmişten bugüne Türkiye’nin süreklilik arz eden gündemlerinden birisi sermaye piyasalarında derinlik ve hacmin artırılması olmuştur. Çünkü bu ülke her zaman banka temelli bir ekonomi olmanın zorluklarını yaşamış ve bu durum nedeniyle vatandaşın finansal zihniyeti çarpıklaşmıştır.

Türkiye dövizi yatırım aracı zannetmiştir, dönemsel olarak artan faizler için evini bile satıp mevduata yatıracak kadar akıl tutulmaları yaşamıştır, kredi alabilmek için bankaların her tür muamelesine razı gelmek durumunda kalmıştır. Hikâyesini değil, teminat kabiliyetini planlamıştır. Bankalar için işi olanın değil, gayrimenkulü olanın muteber olmasının ofsaytlarında kazançlarını gayrimenkule yatıra yatıra hem işinin hem memleketin ayarını bozmuştur. Böyle gele gele memlekette tek bir genel yatırımcı profili şekillenmiştir.

İşte, bunun artık kırılması gerekiyordu. O yüzden çare hep sermaye piyasalarında hacim ve derinliğin oluşturulmasında görüldü. Nihayet son birkaç yılda sermaye piyasasıyla ilgili farkındalık hayli gelişti. Borsada yatırımcı sayısı rekor seviyelere çıktı. Ama özellikle 2022’de bu yöneliş bambaşka boyutlara ulaştı. Her hafta 100 bin yatırımcının piyasaya katıldığı bir tecrübe yaşandı.

Borsa artık belli ölçekte yabancı yatırımcıyı tolere edebilecek duruma geldi.

Sermaye piyasalarındaki bu gelişme, her zaman hedeflenen yahut arzu edilen bir duruma ulaşıldığını ifade eder. Yani istenen olmuştur. İstenen olmuştur ama bu sefer de sanki çok dertleniliyormuş gibi bir “küçük” yatırımcı hassasiyeti gündemin ortasına oturmuştur.

Evvela piyasa analistlerinin küçük yatırımcı duyarı bana hiçbir zaman samimi gelmemiştir, bunu söyleyeyim. Sonra küçük yatırımcı küçük değildir. Kısa vadeli al-sat stratejisi belirleyip yatırım tutarları görece az olduğu için........

© Yeni Şafak


Get it on Google Play