Belirsizlik ve şeffaflık çağında iktisat ve Türkiye

Dünya bildiğimiz her şeyin yanlış olduğunun kavranacağı yahut kavratılacağı bir çağa giriyor. Deterministik konforumuz bozuldu bile. Newton fiziği iyiydi lakin artık ihtiyaçlarımızı karşılayamıyor.

Evreni ve kendimizi Newton fiziğinden daha iyi anlamamız gerektiğini biliyoruz. Fakat kuantum fiziğiyle de anlayacak kadar kapasitemiz yok. Şaştık kaldık. Belki de Husserl’in dediği gibi bilim bizi sadece yanlış yönlendirdi. Husserl’in fenomenolojisi Yunus’un “kendin bilmek” meselesinin yöntembilim meselesi. Çözümü değil, nasıl çözeceğimizi düşünüyoruz kısaca. Kesin bir cevabımız olamadığından her şey belirsiz ama ahlaki ilke olarak her şey şeffaf…

Merhum Sabri Orman Hocayı bunları söyledikten sonra anmadan geçemem; metametodolojiyi çalışıyordu son döneminde. Yani yöntembilimin yöntemini…

Descartes’ın cogito ergo sum (düşünüyorum o halde varım) önermesine artık bağlı değiliz. Çünkü o da yetmiyor.

Epistemolojik hatta felsefe denediyse de yeni bir önerme ortaya koyamadı. Tanrısız kıvranışların yetersizliği Heidegger’in kavramlarıyla da yeterince karşılanamadı.

Neyse ki biz varlık tasasını Elmalılı ile hallettik. O şöyle diyor;

“Ey Rabb-i Müteâl! Sen şu zahirdeki infisali batındaki ittisal ile vasf etmese idin, ben beni görmez, Seni sezemezdim. Anlayanlara hemhâl, anlamayanlara dellâl olmak istemezdim. Sen bana vicdan dedikleri bir buluş, vücud dedikleri bir bulunuş ihsan ettin. Ben bu buluş ile kendimi kendimde buluyor, bulunuşuma eriyorum. Bu sayede........

© Yeni Şafak