menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Konu sadece Yemen değil, Suudi Arabistan’ın sahneye dönüşü

52 1
14.01.2026

Geçtiğimiz yılın son günlerinde Yemen’in doğusunda yaşananlara karşılık Suudi Arabistan’ın (SA) verdiği beklenmedik tepki bir anda bütün Ortadoğu’da inceden inceye işlemekte olan bir büyük planı ifşa etti. İfşa edilen planın içinde bir ihanet, bir kuşatılma ve bir müttefikin uzun süre kendi adına çalışmasının ve diğer ortaklarına karşı kendi adına çalışmasının edişinin hikayesi vardı.

Yemen’de SA’ın şimdiye kadar sessiz kalmak dolayısıyla herkesin şaşırdığı bu büyük planın aslında herkes farkındaydı.

Herkes BAE’nin aslında SA’nın sadık bir müttefiki olmadığını, onun sadece kendisine çalışıyor olduğunu çok iyi biliyordu. Yemen’de sözümona Husilere karşı başlayan ve güya Yemen’de istikrarı sağlamak üzere devreye giren

Kararlılık Fırtınası

nın kararlılıkla alakasının kalmamış olduğunu, Yemen’in adım adım tam bir bölünmeye ve SA’nın sınırlarında dinmeyen bir kaosa ve güvenlik sorununa dönüştüğünü herkes görüyordu.

Bu gidişat Koalisyonun birlikte hareket ederek ortaya çıkardığı bir durum değildi.

Aksine ortaklardan birinin (BAE) diğer ortağa karşı bir gizli planının sonucuydu. Ama mevzu sadece “Yemen içi” veya Yemen’le sınırlı bir güç mücadelesi de değil;

Kızıldeniz–Aden Körfezi–Afrika Boynuzu hattında

nüfuz mimarisinin yeniden kurulmasına dönük daha geniş bir satranç tahtasının görünür hâle gelmesiydi.

SA’nın Mukalla çevresindeki hamlesi ve devamındaki diplomatik kopuşlar, Riyad’ın uzun süre “örtük” yürüttüğü rekabeti

açık bir devlet siyasetine

dönüştürdüğünü gösteriyor. Nitekim, SA’nın BAE’yi

Yemenli ayrılıkçı lider Aidarous el-Zübeydi’nin kaçışına yardım etmekle

suçlaması; Zübeydi’nin Aden’den deniz yoluyla Somaliland’a, oradan Somali üzerinden BAE’ye ulaştığı iddiaları; buna paralel olarak Yemen sahasında STC’nin (Güney Geçiş Konseyi) geri itilmesi gibi gelişmeler,........

© Yeni Şafak