Konu sadece Yemen değil, Suudi Arabistan’ın sahneye dönüşü
Geçtiğimiz yılın son günlerinde Yemen’in doğusunda yaşananlara karşılık Suudi Arabistan’ın (SA) verdiği beklenmedik tepki bir anda bütün Ortadoğu’da inceden inceye işlemekte olan bir büyük planı ifşa etti. İfşa edilen planın içinde bir ihanet, bir kuşatılma ve bir müttefikin uzun süre kendi adına çalışmasının ve diğer ortaklarına karşı kendi adına çalışmasının edişinin hikayesi vardı.
Yemen’de SA’ın şimdiye kadar sessiz kalmak dolayısıyla herkesin şaşırdığı bu büyük planın aslında herkes farkındaydı.
Herkes BAE’nin aslında SA’nın sadık bir müttefiki olmadığını, onun sadece kendisine çalışıyor olduğunu çok iyi biliyordu. Yemen’de sözümona Husilere karşı başlayan ve güya Yemen’de istikrarı sağlamak üzere devreye giren
Kararlılık Fırtınası
nın kararlılıkla alakasının kalmamış olduğunu, Yemen’in adım adım tam bir bölünmeye ve SA’nın sınırlarında dinmeyen bir kaosa ve güvenlik sorununa dönüştüğünü herkes görüyordu.
Bu gidişat Koalisyonun birlikte hareket ederek ortaya çıkardığı bir durum değildi.
Aksine ortaklardan birinin (BAE) diğer ortağa karşı bir gizli planının sonucuydu. Ama mevzu sadece “Yemen içi” veya Yemen’le sınırlı bir güç mücadelesi de değil;
Kızıldeniz–Aden Körfezi–Afrika Boynuzu hattında
nüfuz mimarisinin yeniden kurulmasına dönük daha geniş bir satranç tahtasının görünür hâle gelmesiydi.
SA’nın Mukalla çevresindeki hamlesi ve devamındaki diplomatik kopuşlar, Riyad’ın uzun süre “örtük” yürüttüğü rekabeti
açık bir devlet siyasetine
dönüştürdüğünü gösteriyor. Nitekim, SA’nın BAE’yi
Yemenli ayrılıkçı lider Aidarous el-Zübeydi’nin kaçışına yardım etmekle
suçlaması; Zübeydi’nin Aden’den deniz yoluyla Somaliland’a, oradan Somali üzerinden BAE’ye ulaştığı iddiaları; buna paralel olarak Yemen sahasında STC’nin (Güney Geçiş Konseyi) geri itilmesi gibi gelişmeler,........
