We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Dostu karşılamaya hazır olmak

43 122 8
06.08.2022

Dostluk yeryüzündeki serüveninde insana verilmiş en önemli nimetlerden biridir, ama bütün nimetler gibi bu da insanın değerini bilip ona nerede nasıl davranacağını bilmesini gerektiren, bu gereklilikle sürekli imtihan edildiği bir nimet. İyi veya gerçek dostları olmayan insanlar zaten iyi dost olamayanlardır.

Gerçek dost bulamamaktan şikâyet edenler dostluk yapmasını bilmediklerinden, karşılarına çıkan dostları tanımadıklarından, tanıyamadıklarından, tanımadıkları için de onlara nasıl davranacaklarını bilemediklerinden bolluk içinde yokluk çeken fukarayı yaşarlar. Diğer yandan dostluk üzerine yapılan felsefelerin veya edebiyatın büyük kısmının dostluğa atfettiği özellikler etrafımızdaki dostlara karşı bizi daha fazla körleştirmekten başka bir işe yaramıyor.

Bu tür yüklemelerle dosta kendi özelliklerimizi, beklentilerimizi yükleyerek dostu veya dost ihtimalini öldürdüğümüzü söylemiştik.

Bir de her yola çıktığımız dosttan bir Hızır performansı beklemek de aynı kapıya çıkar. Kendimiz Hızır olmadığımız, olamadığımız için başkasından Hızırlık beklentimiz, nasıl onu kendimizle aynılaştırmak olabilir?

Buradaki aynılık kendimize atfettiğimiz özellikler değil, bilmediğimiz, tanımadığımız kişiden ne olmasını beklememizle, onu kendi beklentilerimize, hayallerimize hapsetmemizle ilgilidir.

Dostluktan söz açıldığında Aristoteles’e atfedilen meşhur ifadeye değinmeden geçilmez: “Dostlarım! Dost yoktur” dediği rivayet edilir filozofun. Rivayet edilir diyorum, çünkü bazı incelemelerde bu sözün aslının “çok dostu olanın dostu yoktur” şeklinde olduğu ve bir şekilde aktarımlarda buna dönüştüğü söylenir (Agamben, Cogito). İfadenin her iki şekli aslında dostluk edebiyatını ayrı kulvarlarda gelişmeye, renklenmeye vesile olmuştur, olabilir. “dost yoktur” şeklindeki nakil dostlukla ilgili müphem tanımları veya çelişkili durumları ifade etmek üzere sıkça atıf yapılan bir rivayet.

Ünlü Fransız Postyapısalcı filozof Jacques Derrida da bu şeklini aktararak meşhur “Dostluk Politikası” isimli kitabının ekseni haline getirir. Oysa Derrida sözün aslının böyle olmadığını da (en azından Agamben’in uyarısıyla) bildiği halde bu tahrif........

© Yeni Şafak


Get it on Google Play