Yaralı parmak

OECD, TİKA ve Küresel İnsani Yardım Raporu verilerinden hareketle hazırlanan analiz; Türkiye’nin yaşadığı ekonomik zorluklara rağmen, sanayileşmiş dev ekonomileri geride bırakarak acil insani krizlerde

menfaat gözetmediğini

ve zengin ülkelere göre bakış açısının farklı olduğunu rakamlarla ortaya koyuyor.

Analizi hazırlayan kurum İLKE Vakfı.

Sosyal Veri projesi adı altında küresel kalkınma ve insani yardım verilerini inceleyen vakfın analizinden çıkan sonuca göre

OECD, ALNAP ve TİKA

verilerine bakıldığında Türkiye, toplam resmi kalkınma yardımı ve bunun bir bileşeni olan insani yardım hacmiyle uzun yıllardır listenin üst sıralarında bulunuyor.


**


Dünya ekonomisinin en gelişmiş ülkelerini bir araya getiren G7 ile DAC üyeleri, güçlü ekonomik ve askeri yapıları sayesinde kalkınma yardımlarında belirleyici bir konumda.

Bu ülkeler yeni müttefikler kazanmak, ticari ilişkileri geliştirmek, küresel barışı muhafaza etmek gibi

stratejik önceliklerle

şekillenen uzun vadeli kalkınma yardımlarına odaklanıyor.

Ancak bu

yaklaşımda acil insani krizlere

doğrudan müdahale çoğu zaman geri planda kalabiliyor.

(Yani batılı ülkeler acil insani krizlerde bile menfaatini gözetiyor.)


**


Küresel İnsani Yardım Raporu verilerine göre

, ABD resmi yardım bütçesinin %23’ünü, Birleşik Krallık %13’ünü, Almanya ise yalnızca %8’ini insani yardımlara ayırıyor.

Sömürgecilik sonrası küresel yardım sisteminde

çıkar ilişkisi gözetmeksizin

eşitlikçi bir yaklaşım sergileyen Türkiye, ülke içinde ve dışında yürüttüğü faaliyetlerle 2024’te

yardım bütçesinin %82’sini insani yardımlara

yönlendirerek bireyin hayatına dokunan ve insanı merkeze alan bir dayanışma modelini benimsiyor.

Kendisini takip eden Birleşik Arap Emirlikleri (%59), İsveç (%24) ve Danimarka (%21)’nın açık ara önünde yer alıyor.


**


Bir ülkenin cömertliği, ülkelerin yardım bütçelerinden insani yardıma ayırdığı pay ve bu harcamaların milli gelire oranı üzerinden değerlendiriliyor.

Nitekim en büyük bağışçı konumundaki

ABD, küresel insani yardımın yaklaşık %43’ünü karşılamasına rağmen bu harcamalar milli gelirinin yalnızca %0,05’ine karşılık geliyor.

Sanayileşmiş ülkeler, devasa ekonomik kapasitelerine karşın insani yardım noktasında beklentilerin gerisinde kalıyor.


**


Türkiye hem toplam miktar hem de RKY bütçesi içindeki insani yardım payıyla

ABD’nin ardından ikinci sırada.

Ülkemiz, sınırlı bütçe kapasitesine rağmen

dünyadaki her 7 dolarlık insani yardımın 1 dolarını tek başına karşılayarak

bu alanda en fazla katkı sunan ikinci ülke konumuna yükseliyor.

İnsani yardımların milli gelire oranına bakıldığında ise Türkiye, yaklaşık %0,53 ile bütün bağışçıları geride bırakarak listenin zirvesine yerleşiyor.

Bu görünüm, toplam resmi kalkınma yardımlarının milli gelire oranına (%0,56) da yansıyor.

Türkiye dünya sıralamasında 7. sırada yer alarak en yüksek katkı sunan ilk 10 bağışçı arasındaki konumunu koruyor.


**


Türkiye’nin yardım faaliyetleri kriz anlarında gelişmişlik düzeyi gözetmeksizin geniş bir sahaya yayılıyor.

Nitekim pandemi döneminde yardım talebinde bulunan 116 ülkenin 44’ünde yardım faaliyetleri yürütülmüş.

Koronavirüs salgınından en çok etkilenen İtalya ve İspanya gibi AB ülkelerine tıbbi ekipman ve lojistik destek sağlanmış.

Filipinler’deki konuşma terapi merkezlerinden Somali’deki albino bireylere yönelik projelere, Afganistan’daki rehabilitasyon çalışmalarından, Kolombiya’daki teknik eğitimlere uzanan bu geniş faaliyet alanı, Türkiye’nin kimseyi geride bırakmama ilkesini sahada somutlaştırıyor.


**


Analizin en çarpıcı sonucu şu:

Türkiye ekonomik olarak zor günler geçirmesine rağmen insani yardımda dünyanın ekonomisi en güçlü ülkelerini geride bırakabiliyor.

Dünya medyasındaki algıya bakarsan gelişmiş zengin ülkeler çok yardımsever ama rakamların ortaya çıkardığı gerçeklere bakarsan zengin ülkelerin bütün insani yardımları göstermelik ve sembolik.

Ekonomisi güçlü zengin ülkeler, şirketler ve siyasete bulaşmış bütün sivil ve resmî kurumlar menfaatleri yoksa yaralı parmağa bile işemiyorlar.

Ve bu kural çoğu kez zengin yoksul bütün şahıslar için de geçerli maalesef.

Neden?

Küresel ekonomik sistem menfaat gözetmeden karşılıksız yardımın enayilik olduğu algısını bütün toplumlara güçlü biçimde yayıyor.

Bunu neyle yapıyor?

Televizyon kanallarıyla dizilerle, filmlerle, reklamlarla.


© Yeni Şafak