menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarihi fırsatı heba etmek: Etnik siyasette ısrar

23 0
05.02.2026

Terörsüz Türkiye ve devamında terörsüz bölge tartışmaları gündeme geldiğinde konuya muhatap olan tarafların yerine getirmesi gereken yükümlülükler vardı. Farklı paydaşların önemli ölçüde sahiplendiği bu çok boyutlu programın en önemli aktörlerinden biri hiç kuşkusuz konunun doğrudan muhatabı olan siyasetçilerdi. Bu minvalde başta Cumhur İttifakı’nın üyeleri AK Parti ve MHP olmak üzere terör örgütünün vesayetinden arınmamakta ısrar eden DEM partili aktörler, sürecin başından bu yana kendi seçmen gruplarının konuya intibak etmelerini ve var olan tedirginliklerini izale etmede doğrudan sorumlu oldular.

Cumhur İttifakı’nın, bir tür ihtiyatlı iyimserlikle yönettiği bu süreçte özellikle Bahçeli’nin tarafından zaman zaman vitesi yükselten ve alan açan, zaman zaman da süreci sekteye uğratma ihtimali olan söylemleri etkisiz kılma adına önemli bir çabası söz konusu oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da geçmiş tecrübeleri dikkate alarak ortaya koyduğu ihtiyatının yanı sıra bütün riskleri üstlenerek süreci sahiplenmesi, hiç kuşkusuz siyaset alanındaki sorumluluğun önemli bir yekununu oluşturuyordu. Peki DEM’li siyasetçiler süreci yönetirken bütüne sirayet edecek bir dil ve söylem belirleyerek kendilerine düşen görevleri yerine getirdiler mi?

DEM’in mevcut sürece mutlak biçimde intibak edemediği ve zaman zaman Öcalan’ın çağrısındaki koşulların gerisine düşen bir performans sergilediği söylenebilir. Nitekim........

© Yeni Şafak