NATO, Suriye ve Erdoğan’ın ısrarı: Stoltenberg’in şahitliği

Suriye iç savaşı sürecinde DAEŞ’e karşı silahlandırılarak teçhiz edilen YPG, Türkiye açısından hep bir terör örgütü olarak görüldü. PKK’nın Suriye uzantısı olan bu yapının uzunca bir süre ABD tarafından desteklenmesi sadece Türkiye-ABD arasında değil doğrudan Türkiye-NATO ilişkileri açısından da ciddi sorunlara neden oldu. Türkiye uzunca bir süre Batı’ya, diplomasi seçeneğini kullanarak PKK ile YPG’nin aynı şey olduğunu anlatmasına rağmen Batı ısrarla bu örgütü, terörle mücadelede başarılı bir performans sergileyen özgürlük savaşçıları olarak takdim etti. Türkiye, kendi sınırlarına yakın bir bölgeyi işgal eden ve hendek terörü sürecinde de kontrol ağını Türkiye topraklarına teşmil etmeye çalışan bir örgüt ile karşı karşıyaydı. Türkiye’nin önünde tek bir seçenek vardı: askeri bir operasyonla tampon bölge oluşturmak.

O günleri hatırladığımızda Türkiye’nin bu kararlı tutumuna karşı Batı’da ciddi bir eleştirel hava vardı. Türkiye, bir başka ülkenin sınırlarına yönelik mütecaviz bir tutum takındığı gerekçesiyle eleştiriliyor ve YPG ile mücadelesi DAEŞ gibi bir terör örgütü ile mücadeleyi zafiyete uğratacağı gerekçesiyle engellenmeye çalışılıyordu. 2016 yılının sonu ve devam eden yıllarda Batı basını, tıpkı bu gün olduğu gibi, Türkiye’nin terörle mücadelesini manipüle ediyor ve Kürtlere karşı saldırgan ve ayrıştırıcı bir tutum içinde olduğunu söyleyerek Kürtler ile YPG’yi eş görüyordu. Halbuki YPG tıpkı PKK gibi Kürtler açısından hem demografik mühendislik hem de siyaset açısından en büyük tehditlerden biri olagelmiş ve farklı sesleri sindirerek örgütün bütün alanlar üzerinde vesayet kurmasını temin etmiştir.


STOLTENBERG VE BİR DÖNEME TANIKLIK

Türkiye’nin tampon bölge için askeri operasyonlara başlayacağı o günlerin en yakın diplomatik tanıklarından biri olan dönemin NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg anılarında bu durumu şöyle açıklıyor: “Erdoğan........

© Yeni Şafak