Yeniden Arabia Felix, ama…
Arap Yarımadası’nın tarihini bilmeyenler için, şimdi uçsuz-bucaksız kum ve kavurucu sıcaktan ibaret olan toprakların, çok uzun zaman evvel balta girmemiş ormanlarla kaplı bulunduğunu, bu ormanların cins kaplanların ve leoparların anavatanı olduğunu öğrenmek epey şaşırtıcı olmalı. Şaşırtıcı ama gerçektir ve o kadar gerçektir ki, antik çağda özellikle yarımadanın güney kısımlarının ismi “Arabia Felix”tir, yani “Mutlu / Bereketli Arabistan”.
Derken, tabiatın kanunları galip gelmiş, kuraklıkları doğal afetler izlemiş, bütün dünyanın bakışlarını Arabistan›a çevirmesine neden olan o mutlu çağlar geride kalmıştır. Arabia Felix, artık çöllerle kaplı kurak bir coğrafyadır.
Ancak fizikî yapıda meydana gelen bu çarpıcı değişimin, Arabistan’ın önemini azalttığını düşünmek yanıltıcı olur. Çünkü ilahî takdir, Arabistan’ı hâlâ sahnede tutmak istemektedir: Önce İslâm gelip yarımadanın göbeğine kurulur, ardından da petrolün keşfiyle dünya yeniden gözlerini buraya diker.
Günümüzde, önceki çağların görkemli yeşilliği ve bereketiyle bütün dünyayı büyüleyen tabiat varlıkları, yine insanlığın hizmetinde. Ama biçim değiştirerek, “petrol” adını alarak ve yeraltından çıktıkça vahşi savaşlara ve kanlı çarpışmalara sebep olarak...
Osmanlı İmparatorluğu›nun sahneden çekilmesinin ardından birbiri ardına açılan petrol kuyularıyla bölgeye akmaya başlayan zenginlik, günümüzde Arap Yarımadası’nı tam bir çelişkiler kumkuması haline getirmiş bulunuyor.........
