İki büyük kayıp
İslâm dünyasının modern dönemde yetiştirdiği en özgün düşünürlerden Prof. Dr. Seyyid Muhammed Nakîb el-Attâs (94), Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’da vefat etti. Soyu, 37’nci kuşakta Hz. Peygamber’le birleşen Hadramevt-Yemenli bir ailenin çocuğu olan Attâs, anne tarafından büyükannesi Türk kökenli Rukiye Hanım kanalıyla da Osmanlı mülkünün evladıydı. Malezya’da başladığı eğitimini Londra ve Kanada’da akademik derecelerle taçlandıran Attâs, hem yetiştiği çevre hem de ailesinin beslendiği zengin arka plan sebebiyle, çok genç yaşında sıra dışı bir birikime sahip oldu.
Kendisinin İslâm düşüncesine kazandırdıklarına dair ayrıntıları, kıymetli Ömer Lekesiz Ağabey dünkü -10 Mart Salı- köşesinde detaylı bir şekilde ele aldı. Ben bu yazımda daha çok Nakîb el-Attâs’ın Malezya yakın tarihinde oynadığı role odaklanacağım:
Yurtdışından Malezya’ya döndükten sonra, 1970’de Malezya Ulusal Üniversitesi’nin kuruluşunda yer alan Attâs, İslâm tarihindeki “beytü’l-hikme-zâviye-medrese” üçlemesine dayanarak tasarladığı eğitim modelini ilk kez 1977’de, Mekke’de düzenlenen I. Dünya İslâmî Eğitim Konferansı’nda kamuoyuyla paylaştı. Aynı dönemde Filistinli akademisyen Prof. Dr. İsmail Râcî Fârûkî ile samimiyet kuran Attâs, zihnindeki projeleri hayata geçirmek için Fârûkî’yi ideal bir çalışma arkadaşı olarak görüyordu. Hatta onu Malezya’ya davet etmiş, Malezya İslâmî Gençlik Hareketi’nin lideri Enver İbrahim’in organize ettiği konferanslar yoluyla kitlelerle........
