Ne iş olsa yapmam |
TÜİK’in Aralık 2025 verileri, manşetlerde işsizlik oranının %7,7’ye gerilemesiyle bir kez daha iyimserlik üretmeyi başarmışa benziyor. Kağıt üzerinde bakıldığında bu tablo, ekonomik programın meyve verdiği ya da işgücü piyasasının dirençli kaldığı izlenimini ima ediyor. Ancak rakamların arkasındaki dağa bakıldığında ortaya çıkan manzara, bir başarı hikâyesinden çok, iyi kurgulanmış bir istatistiksel illüzyona işaret ediyor. Yani işsizlik, insanlar iş bulduğu için değil, iş aramaktan umudunu kesip evine döndüğü için düşüyor. Ekonomi yönetiminin en büyük keşfi “Yok sayarsan yoktur” yaklaşımı da, bu durumu ekonomi programının hanesine yazılan bir başarı olarak pazarlıyor. Bir sonraki işsizlik rakamları açıklanan kadar hala iş arıyorsanız, lütfen istatistiklerin ‘pürüzsüzlüğünü’ bozmamak için sisteme dahil olmamaya dikkat edin.
İŞ BULMADAN İŞSİZLİĞİ AZALTMAK
Aralık ayında işsiz sayısı 286 bin kişi azalarak 2 milyon 736 bine gerilerken, aynı dönemde istihdam edilenlerin sayısının 42 bin kişi azalması tablonun ilk çelişkisini ortaya koyuyor. Asıl dikkat çekici gelişme ise, işgücüne dahil olmayan nüfusun yalnızca bir ayda 369 bin kişi artarak 31,2 milyona ulaşması. Buna paralel olarak işgücüne katılma oranı da S,7’den S,2’ye geriliyor. Bu veriler, işsizliğin istihdam artışıyla değil, insanların piyasadan çekilmesiyle azaldığını gösteriyor. Başka bir ifadeyle, Türkiye’de umudu kırılmış çalışan etkisi artık marjinal bir eğilim olmaktan çıkıp işgücü piyasasının merkezî bir dinamiği haline gelmiş durumda. İşgücü piyasasında yaşanan bu çekilme, “ne iş olsa yaparım” söyleminin yerini sessizce “ne iş olsa yapmam” gerçeğine bıraktığını........