Merkez kafaya koymuş, bu bayram bizi kesecek!

Ekonomi yönetimi uzun zamandır kapı kapı dolaşıp, “Enflasyonu düşürmek için iç talebi soğutmamız lazım” diyordu. Biz de saf saf dinliyorduk. Meğer Kurban Bayramı bekleniyor imiş. Biz ahali olarak bütçeye uygun tosuna, düveye ortak ararken; Merkez Bankası çoktan rasyonel rasyoları bileyip, KOBİ’yi, esnafı ve tüketiciyi sıraya dizmiş bile. Hatırlarsanız eskiden bayram arifelerinde piyasaya nakit pompalanır, esnafa can suyu verilir, milletin cebi üç beş kuruş da olsa harçlık görürdü. 1001 gecedir ise tam tersi bir eğilim tercih ediliyor.


KREDİYİ KISARSAK ENFLASYON DÜŞER Mİ?

Babaannelerimiz hasta olunca ne yapardı? Çorba. Grip mi oldun, çorba; belin mi ağrıdı, çorba. Bacak kırığına bile neredeyse çorba kaynatılırdı. Tedavinin tıbbi karşılığı tartışılır ama niyet her derde deva olması açısından oldukça net idi aslında.

Merkez Bankası’nın şifalı çorbası da kredi tavanı. Ekonomi neresinden su alsa aynı reçete uygulanıyor. Enflasyon mu yükseldi, krediyi kes. Kur üzerinde baskı mı var, krediyi kes. Cari açık mı büyüdü, yine krediyi kes. Yakında komşunun tavuğu kaçsa kredi tavanını indirecekler, öyle bir refleks.

Bankaların sekiz haftalık büyüme tavanları bir kez daha aşağı çekilerek; ihtiyaç kredilerinden KOBİ’lere, büyük ticari kredilerden KMH limitlerine kadar vatandaşın ve esnafın tutunabileceği her sığınağa yeni bir sınır getirildi. Peki, geçmiş tecrübeler ve toplumsal hafıza bize ne söylüyor? Düşmez arkadaşım, düşmez. Bu enflasyon otuzlu seviyelere öyle bir yapıştı ki, artık........

© Yeni Şafak