menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İndiremez ki indiremez ki Merkez faiz indiremez ki

4 0
latest

Küçükken karşımızdaki çocukları köşeye sıkıştırmak, sinir krizinin eşiğine getirmek için kullandığımız “yapamaz ki yapamaz ki” sloganı, bugün Merkez Bankası’nın para politikasını tanımlamak için kullanılır hale geldi. Koskoca Para Politikası Kurulu’nu mahallenin mızıkçı çocuğu konumuna düşürmek de herhalde sadece bizim makroekonomik tarihimize nasip olurdu.

Ekonomi yönetiminin ruhunu teslim aldığı “faizi indirirsek döviz fırlar” korkusu halen daha sürüyor. Bu fobi yüzünden adımlar o kadar ürkek, kararlar o kadar savunmacı ki, rasyonel bir makro modelleme yapmak imkânsızlaşıyor. Döviz yükselmesin diye faiz zirvede tutuluyor; faiz zirvede tutuldukça üretim maliyetleri katlanıyor, yatırımlar duruyor. Artık hepimizin bildiği bu kısır döngünün sonunda elimizde maalesef yüksek faiz-yüksek enflasyon sarmalı kalmış durumda. Peki, bu kısır döngüyü kırmanın ve parayı dövize kaçmaktan alıkoymanın bir yolu yok mu?

BİREYSEL DÖVİZ KAZANÇLARININ VERGİLENDİRİLMESİ

Bugün bu ülkede alın teriyle çalışan bir ücretlinin geliri  ile @ arasında değişen oranlarda daha cebe girmeden vergilendirilirken, evinde pofuduk terlikleriyle oturup sadece “Dolar/TL” grafiği izleyen bireylerin döviz alım-satımından elde ettiği kur kazancı sıfır vergiyle muaf tutuluyor. Yani ekonomi yönetimi diyor ki: “Fabrikada mesaiye kalırsan vergi alırım ama ekrana bakıp ‘Dolar uçuyor’ diye sevinirsen hayırlı kazançlar dilerim.”

Yeni Şafak gazetesinin bir kez daha gündeme getirdiği bireysel döviz kazançlarının vergilendirilmesi önerisinde ezberlenmiş koronun yükselmesi şaşırtıcı değil. Neymiş........

© Yeni Şafak