Bi’şey yapmalı |
Türkiye siyasetinin uzun süredir içine düştüğü tabloyu alternatifsizlik olarak nitelendirmek yüzyılın icadı olmayacaktır, ancak öyle bir yerdeyiz ki yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe. Karşımızdaki mesele basit bir “muhalefet zayıflığı” ya da “iktidar yorgunluğu” değil; daha derin, daha yapısal bir siyasal kilitlenme hâli. Metropoll Araştırma’nın Türkiye’nin Nabzı- Ocak 2026 verileri, bu kilitlenmeyi istatistiklerin soğuk diliyle ama son derece net biçimde ortaya koyuyor. Toplumun bir yanda mevcut düzenin sürdürülemez olduğu konusunda neredeyse mutabakata vardığı, diğer yanda ise bu düzenin yerine geçecek bir aktöre güvenmekten bilinçli biçimde imtina ettiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu, basit bir kararsızlık değil; kararlı bir güvensizlik hâli aslında.
Ocak 2026 itibarıyla toplumun g,1’i refah artışının ancak bir iktidar değişikliğiyle mümkün olacağına inanıyor. Bu oran, bir yıl öncesine göre artmış durumda ve değişim talebinin artık soyut bir siyasal arzu değil, gündelik hayatın baskısıyla oluşmuş bir zorunluluk hissine dönüştüğünü gösteriyor. Daha da dikkat çekici olan ise bu talebin sadece muhalefet seçmeniyle sınırlı kalmaması. AK Parti ve MHP seçmeninin yaklaşık @’ının “değişim şart” demesi, iktidar blokunun kendi tabanında dahi ciddi bir çözülmeye işaret ediyor. Özellikle AK Parti seçmeninde bir yılda yaşanan 6,5 puanlık sıçrama, sabrın yerini yorgunluğa bıraktığını gösteren güçlü bir sinyal. Bu güvensizlik ikliminin asıl mayalandığı yer ise siyasetin soyut tartışmaları değil, ekonomi yönetiminin somut performansı. Seçmen mevcut ekonomi yönetimine güvenmiyor, ancak bu güvensizliği telafi edecek yeni bir ekonomi kadrosu ve programı da net biçimde........