menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sanatı kuran ve yöneten ilk esas: Işık

31 0
30.04.2026

Sadece retinal görmenin değil; duyularla, idrakî güçlerle ve anlayışlarla “görme”nin temeli nûrdur/ışıktır. Böylece göz —kamera olarak— ışıkla görmenin ilk unsuru olduğu kadar, diğer duyular da kendi hakikatlerince birer görme unsurudur. Öte yandan idrakî güçlerden akıl, tefekkür, sezgi, basiret… de aydınlanma esasında birer içgörü olarak yine ışıkla birlikte düşünülür.

Dolayısıyla ışık, görmenin imkânı; görünürlüğün şartıdır ve bu manada o, idrakin eşiğidir. Yani sadece nesneyi açığa çıkarmaz; onun nasıl görüneceğini de belirler. Çünkü ışık biçim kurar; bakışın yönünü ve yoğunluğunu inşa eder; anlamı taşır ve idraki terbiye eder. Nitekim klasik ve tasavvufî planda ışık, yalnızca fiziksel bir olgu değil; hakikatin, tecellinin ve idrakin metaforudur. Bu noktada ışık, görüleni aşarak “görünen üzerinden görünmeyene” işaret eden bir görme eğitimi hâline gelir.

Görme eğitimi esasında sanat eseri, ışığı nasıl düzenliyorsa, okuyucunun neyi, ne kadar ve hangi derinlikte okuyacağını da o ölçüde tayin eder. Böylece İslâm sanatında ışık, aynı zamanda nesneyi aydınlatan bir araçtan çok, görmeyi kuran ve yöneten bir ilke olarak öne çıkar.

Batı’da son olarak “fiziksel, ölçülebilir ve temsil edilebilir bir olgu” olarak kavramsallaştırılan ışık anlayışı karşısında oluşan farkların, bizim mevcut entelektüel hayatımızda yoğun bir kavram kargaşasına neden olduğu malumdur. Bu zihnî ve kültürel durumu, Gadamer’in değişen şeylerin, değişmeye direnenlerden daha fazla dikkat çektiğini söyleyişiyle makulleştirmekle birlikte, şu birkaç kelime üzerinden görünür........

© Yeni Şafak