Herkes kendi miladına göre yaşar

Bugün Avrupa-Amerika takviminin birinci günüdür. Zamanın devirlere, yıllara, aylara, haftalara ve günlere ayrılma yöntemi olarak bu takvimin uygulanması çok uzun bir süreçte gerçekleşmiştir. Zira bu uygulama daha başlangıcında kendi aritmetiğini ve tarihiliğini aşıp, medeniyetler çatışmasına tabi ideolojik bir keskinleştirme aracı olarak öne çıkarılmıştır. Bu manada “Takvim reformu zaman ölçümlerini tek tipleştirme ve geliştirme çabalarının eşzamanlı ve küresel doğasına dair en sert anımsatıcıdır. Tek tip bir dünya takvimine yönelik Avrupa-Amerikalı tasarımlar, sadece bu daha geniş akımın tezahürüdür.” (Vanessa Ogle, Zamanın Küresel Dönüşümü 1870-1950, trc.: Defne Karakaya, KÜY, İstanbul 2018)

İlettiğimiz bu kısa bilgi milatla değil takvimle ilgili olmakla birlikte söz konusu uzun süreç içindeki ilgili tartışmaların 19. yüzyılda ancak yoluna konulduğunu düşündüğümüzde miladın da yine aynı yüzyılda yukarıda vurgulanan tek tipleştirmeye ad olarak takvimin içine çekildiğini görürüz.

Şöyle ki, “Rabbin senesi” anlamında Anno Domini’nin karşılığı olarak miladın kendisi, önce doğumdan çok çarmıh, diriliş ve Mesih’in ikinci gelişi planında Kilise tarafından uzun yıllar içinde kurumlaştırılmıştır.

Bunun ilk iki aşaması: a-Hıristiyanlığın devlet (Roma) dini oluşundan iki yüz yıl sonra (525) bizim günümüzdeki milat fikri “Rabbimiz İsa Mesih’in yılı” tanımıyla ileri sürülmesi; b-Kilise ve devlet belgelerinin Anno Domini’ye tutulmasıdır (8-10. Yüyıl).

Miladın, takvim olması ise 16. Yüzyılda yapılan Gregoryen........

© Yeni Şafak