Trump yenilgiyi kabul eder mi?
ABD ve İsrail’in İran’a karşı savaşında iki ay geride kalırken, Washington’un askeri strateji ve siyasi açıdan büyük bir yenilgiye uğradığını artık tüm dünya görmüş durumda. İş dünyasındaki parlak geçmişi göz önüne alındığında kazanmaya alışık olan ve kaybetmeyi sevmediği her halinden anlaşılan ABD Başkanı Trump’ın ise bu yenilgiyi kolay kolay sindirmesi zor görünüyor. Bu safhadan sonra ya daha da sertleşecek ya da bu yenilgiyi ikame ya da şayet hâlâ mümkünse izale edecek bir çıkış yolu bulacak. Her ne kadar bu seçenekler için vakit geç görünse de Trump bir “zafer anlatısı” eşliğinde böyle bir senaryoyu Amerikan ve dünya kamuoyunun önüne koyabilir. Lakin akıl aldığı kadroların -ki bunların kahir ekseriyetinin İsrail’in fonladığı lobi, düşünce kuruluşu ve medyanın etkisinde olduğu düşünülürse- olası çıkış senaryolarının herhangi bir gerçekçi çözüm-uzlaşı-barışı hedeflemeyeceği de ortada. Bunun bir sonucu olarak da Trump içeriden ve dışarıdan gelen baskılar karşısında ancak mevcut küresel krizi aşmak için pansuman olabilecek geçici-kısıtlı hamleler yapma yoluna gidiyor.
Buna karşın Amerikan güvenlik şemsiyesinin küresel anlamda yaşadığı büyük prestij kaybı, savaşın tüm dünyaya ödettiği ekonomik maliyetler ve 6 ay sonra gerçekleşecek ara seçimler Trump’ı zamanlama olarak iyiden iyiye zorluyor. ABD’nin iç siyasetinde de çok daha hararetli, çatışmalı bir döneme girilmiş durumda. Her ne kadar dış politikanın Amerikan kamuoyu nezdinde genel siyasi tercihlerde başat belirleyici olmadığı genel bir kabul olsa da ülkenin yakın dönem siyasi tarihi bunu tekzip eder nitelikte. 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana “bitmeyen savaş”lardan yorulmuş Amerikalılar İsrail’e........
