We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ucuz roman…

112 7 8
02.12.2020

İran’ın askeri nükleer programının başı Muhsin Fahrizade’ye yönelik suikastta İsrail kadar ABD’nin de doğrudan katkısı olup olmadığı sorgulanmalı…

Tıpkı, Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Süleymani’nin öldürülmesinde olduğu gibi İran’ın içini kanatan saldırılar ABD’den habersiz ve/veya ‘ortaklık’ olmadan hayata geçirilemez…

ABD’nin suikastteki fiili rolü, Kasım başında Başkan Trump’ın ulusal güvenlik danışmanlarıyla yaptığı ve basına, ‘İran’a yönelik askeri saldırı isteyen Trump’ı zor ikna ettiler’ mealinde bilgilerle yansıyan haberlerde görülebilir….

İran’a yönelik suikast zincirinin ilk halkası, ülkedeki bilim adamlarından başlatılmamalı. Öldürülenlerin tamamı İran’ın nükleer planını geliştirmekle görevli insanlardı ama zincirin büyük baklası daha uzakta kırıldı…

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın önceki başkanı Yukiya Amano’nun Temmuz 2019’daki ani ölümü listeye birinci sıradan eklenmelidir. İran nükleer anlaşmasının mimarı ve savunucusuydu. Normal şartlar altında 2021 yılına kadar görev yapacaktı.

Amano, Barack Obama döneminde göreve getirilmişti ve tıpkı Ocak ayında Beyaz Saray’a yerleşecek Biden’la İran’a bakışı benzerdi. Öte yandan Amano saygın bir isimdi. Washington ve Tel Aviv’in ‘etki denemelerine’ şerbetliydi.

Halefinin aynı itibara sahip olduğunu söylemek zor. Yeni Başkan Grossi, Trump yönetimi İran’a yönelik politikalara başlarken göreve getirildi. Bu yüzden, ister bilim insanlarına ister tesislere yapılan sabotajlar olsun, İran nükleer heveslerine yönelik girişimleri kronolojiye oturturken, bunların sadece İsrail’le ilgili olduğunu sanmayalım. Hele son suikastın ‘teknolojik özellikleri’ düşünüldüğünde…

İRAN MİSİLLEMESİ NE ZAMAN?..

Süleymani suikastında olduğu gibi Tahran, çok yüksek........

© Yeni Şafak


Get it on Google Play