Ölü ittifakın mirası…
Temmuz ayında Ankara’da gerçekleşecek ve dünyanın merakla beklediği “NATO Liderler Zirvesi”ne giderken, yanımıza almamız gereken soru şudur…
Türkiye, herhangi bir uluslararası güvenlik mimarisinin kanatları altında mıdır?
“Çatısı” demedim. Evet, NATO üyesiyiz ama küresel tartışma siyasi zeminde cereyan ediyor…
NATO’nun tüm hayati fonksiyonlarını sürdürüp-sürdürmediği üzerine genel tartışma zaten yürüyor; Macron’un, “beyin ölümü” metaforuyla başlayıp, Trump ABD’sinin örgüte desteğini kısmasıyla yükselen, Avrupa cephesinden asker çekmeye kadar varan bir dalga bu…
Yıllardır süren
Ukrayna-Rusya
savaşının örtülü tarafı olan ama
Pasifik
’e de sürüklenmek istenen NATO, yeni düzende hayatını nasıl, hangi formatta sürdürecek ya da sürdürecek mi?
“NATO’dan çıkalım-çıkmayalım” münakaşalarının üstünde bir konudur bu. Hiç girmiyoruz;
bu bağlamda yapılan tartışmaların taraftar çoğunluğu ne yazık ki “bağımlıdır”
. Kaldı ki, Ankara’nın görüşü NATO’nun ve buradaki varlığımızın devamı yönündedir. “Türkiye’ye saldırı olsa üyeler yardıma gelir mi, Türk cephesinde mevziye girerler mi” sorusu da ayrıca cebimizde duruyor. Atlıyoruz…
İttifakın dertleri çok ama ABD’nin gittiği veya azaldığı-ki, zirveyi izleyenler önce bu sorunun yanıtını arayacaklar-NATO’yu Avrupa’nın nasıl idame ettireceği ya da
nasıl bir şekil
vermek isteyeceği ana derttir…
***
Avrupa/AB’de, hızla ve büyük paralar yatırarak yeni bir “güvenlik mimarisi” yaratma girişimleri elle tutulur hale gelmiş bulunuyor. Bu şimdilik NATO’yu dışlamıyor. Ama konuşuluyor. Daha çok, savunma sanayine yatırımlar ve AB’nin
çevresini kapsama
adımlarında kendini gösteriyor…
Özellikle Doğu Avrupa ve Balkanlar ile İngiltere ayağına yoğunlaşan, Paris, Londra ve Berlin’in başını çektiği bir süreç izliyoruz. Ve aynı süreç, temel motivasyon/tehdit olarak Rusya’yı gösteriyor…
Bu adımlar........
