İran-ABD: Türkiye-İsrail finaline doğru…

4 Şubat’ta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında hayli uzun bir video-konferans gerçekleşti. İki büyük ülkenin ilişkilerine dair önemli satırların ayrıca değerlendirilmesi gerekir ama İran da konuşuldu…

Sonra.. Aynı gün, takiben.. ABD Başkanı Donald Trump ile yine Çin lideri Xi Jinping arasında bir özel görüşme daha yapıldı…

Üç ülkenin medya organları gerçekleşen buluşmaları “düz” gördü. ‘Konuştular, şu birkaç konu masaya getirildi’ dendi. Bu kadar…

Süper üçgen arasındaki hızlı turun, dün Umman’da ABD-İran direkt ya da dolaylı görüşme anına etkisini düşünmemiz gerekiyor. Hatta Umman müzakereleri sürerken, Pekin’de Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı ve İranlı mevkidaşı gelişmeleri beraber izliyordu…

***

Bizzat ABD Başkanı ve ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun İran üzerine kamuoyuna açık söylemleri keskinliğini koruyor. Ama içeride aynı ton mevcut mu?

ABD Kongresi’nde senatörlerin İran gerilimi üzerine sorularını yanıtlarken Rubio, “Bence Venezuela’da izlediğimiz yoldan daha karmaşık bir durum var. Uzun süredir iktidarda olan bir rejimden bahsediyoruz. Haliyle, çatışma gibi bir durum ortaya çıkarsa, çok dikkatli düşünmek gerekecek”…

Şunu kabul etmek gerekiyor; İsrail ve ABD’deki Yahudi lobisinin, ocak ayı başından itibaren Trump’ı, “yarım kalan işin bitirilmesi” konusunda ikna etmeye hayli yaklaştığı söylenebilir. Ankara’nın İran krizinin sorumlusu, arkasındaki isim olarak daha çok İsrail’i gördüğünü de biliyoruz. ABD’nin İran’ın üzerine sürülmesi aklı İsrail’in ama tercümesini de unutmayalım; İsrail’in kendi başına bunu yapma gücü kesinlikle yok!..

Fakat bugün, Beyaz Saray İran rejimini devirmek seviyesinde adım atacaksa söylemlerinden farklı düşündüğü hissediliyor. İran’ı füzelerle, uçaklarla vurmak ayrı bahis ve zaten genel kanaat bunun pek işe yaramayacağında mutabık. Hasılı, ABD’nin,........

© Yeni Şafak