Afganistan-Pakistan, Modi-Netanyahu, Türkiye-İran…
İran’daki beş silahlı grubun, “İran Kürdistan Siyasi Güçleri İttifakı” çatısı altında yeni bir koalisyon kurmaları, amaçlarını da, “İran İslam Cumhuriyeti’ni devirmek, Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkını güvence altına almak olduğunu” ilan etmeleri, yerli medyanın, en azından bir kısmının ilgisini çekmeyi başardı…
Kuşkusuz, “Suriye ve Irak’taki gelişmelerden” sonra İran’a kayan dikkatin bunda etkisi büyük. Bu ülkelerdeki Kürt hareketlerinin İsrail’in “özel ilgisine” mazhar olduğu da bilindiğinden, ilişkilendirme gayet normal…
Hafta içinde, ABD Büyükelçisi Barrack, Mazlum Abdi ve Bafıl Talabani arasında Irak’ta yapılan toplantı bile, bu isimlerin aidiyet, geçmiş ve profillerine bakıldığında şüphe/reaksiyon çekmeliydi. Barzaniler’in de Suriye’deki entegrasyon çalışmalarına yaklaşımları, buradan kendilerine dert çıkar mı bakışları dahildir…
Bugün Amerika adı geçenlere, “biz vazgeçtik PKK’nın tasfiyesinden vs, hadi iş başına” dese, bir tanesi dahi, “olmaz” demez…
Acı gerçek ana fotoğrafın piksellerinde ya da İran’da bir araya gelen grupların potansiyellerine vahlanmakta değil... Jeopolitik şebekeyi anlamakta…
***
Çok sadeleştirelim, altını zaten hep doldurduk, iyi anlaşılsın…
Bir, Bugün Hindistan-İsrail, S. Arabistan-Türkiye’ye karşıdır. Modi-Netanyahu bir akstır ama Riyad-Ankara henüz bir aks değildir…
İki, İsrail söylemlerinde “radikaller” der ama, hem Sünni’ye hem Şii’ye karşıdır…
Üç, Esasen İslam’a karşıdır ve Hindistan-İsrail de “çatışmacı” ittifaktır…
Dört, “İbrahim Anlaşmaları” ölmedi ama sakattır. Bunun yerine idareten veya esastan Netanyahu planı işte o “altıgen”dir. İbrahim Anlaşmaları, “Pax Trumpa” ile zaman zaman çatışır, altıgenle de çatıştığı yerler/konular olacak…
Beş, İran’da “rejim değişikliği” dedikleri, ABD eğilimli, doğal........
