‘Kontrollü çöküş’ sürecinde AB-Türkiye ilişkileri…
Dünyada bir düzineye yakın irili-ufaklı krizle birlikte iki vahim trajedi devam ediyor; İsrail soykırımı ile bunun bölge ve dünyaya etkileri, iki, Ukrayna Savaşı ve bölge ile dünyaya etkileri. İki vahşet yıllara yayıldığından, çok sayıda mikro başlık, aktüel gelişmeler üzerinden ele alındığından, temel kabullere mutabakatla ulaşamıyoruz…
İsrail ve Ukrayna-her ikisinde ılıman iklim arayışları devam etmesine rağmen-yerleşik “Batı sisteminin” bir türlü çözemediği, çözme kapasitesi ve yeteneğini gösteremediği vakalar. Daha berbat olan, ilk konsensus burada olmalıdır, iki savaşın da “Batı politikaları yüzünden çıkmış ve Batı nedeniyle durdurulamıyor” olmasıdır…
Yani varoluş nedeni “savaşları durdurmak olan” yerleşik düzen, yüzbinlerce insanın ölümünde “sebebin” kendisidir…
Müesses yapının köhneliği ve ahlaksızlığı o denli yapısaldır ki, faili cezalandıramadığı gibi yardım ve yataklık yapanlara fatura da çıkaramamaktadır. Hatta ödüllendirmektedir…
Dönem, hegemonik kurallara/aktörlere yaslanan mimariden, çok kutuplu düzene geçişe gelip dayandığından, Trump gibi bir aktörün ortaya çıkışını da beslediğinden, “bildiğimiz Batı” başına ne geldiğini uzun süre anlayamadı. Bugün dahi “bir gariplik var, buna bir baksak” aşamasından, “gidiş iyi değil” noktasına gitmeye gayret ediyorlar…
***
Bahsettiğimiz nizam nasıl Batı tipi bir kafa yaptıysa, geleni görmüyor, hali görmüyor, vaziyet alma refleksi hiç bulunmuyor…
Eski AB Komiseri Joaquin Almunia yılın ilk günü dedi ki; “ABD, Başkan Trump döneminde müttefikten düşmana dönüştü. Washington, aşırı sağ hareketleri destekliyor ve Avrupa demokrasisini tehdit ediyor”…
Hani derler ya, “neresini düzeltelim”; sorumlusu Trump değil sizsiniz. ABD müttefikiniz değil sahibinizdi. Kavga, tasmayı çektiği için değil, sizi sokağa attığı için. Avrupa demokrasisi diye bir şey hiç olmadı, ardınızı ABD’ye yaslayıp........
