‘Bütün anlaşmaların anası’…
Avrupa, Grönland krizinden hareketle Trump’ı yaralayabileceğini gösterdiği için mutlu…
Yalan sayılmaz;
AB
ve
ABD
arasındaki ticaret anlaşmasının yırtılma ihtimali Washington’u sessizleştirdi. Grönland’da ileri adım atmamaya -şimdilik- razı oldu. Bu örnek dünyanın diğer bölgeleri için de “emsal” sayılır mı, ayrı bahis. Ama tam doğru da sayılmaz;
Avrupa, ABD ile toslaştığında kanatabileceğini gösterdi ama böylesi durumda başına neler geleceğini de biliyor.
Bıçaksırtı ABD ekonomisi riski göze almadı ama AB de elindeki sınırlı kartlar içinden ‘joker hakkını’ kullanmış oldu…
***
Avrupa/Batı ahlaksızlığını itiraf eden ‘ferasetli’
Kanada
Başbakanı hemen
Çin
’e gitti. Önceki yazıda detaylı bakmıştık; birçok Avrupa ülkesi Çin’le ekonomik ilişkileri hem faydalı çıkış kapısı hem
diplomatik kıskandırma
aracı olarak kullanıyor. Göz ucuyla ABD’ye bakılarak atılan bu adımlar, ‘kırmızı çizgiyi’ geçmemek konusunda temkinli olduklarını gösteriyor. Nitekim, Kanada Başbakanı Çin’e gitti ama ticaret konusunda fazla bir şey imzalayamadı…
İlla kırmızı çizgiye yaklaşan adım görmek istiyorsak,
Avrupa Birliği’nin Hindistan çıkartmasına
bakabiliriz. Kelimenin tam anlamıyla “renkli” bu seyahat, âşık kıskandırmayı aşıyor…
***
Hindistan’ın son tahlilde “
İngiltere
”nin oyuncağı olduğu veya ABD’den kopamayacağına ilişkin neredeyse iman düzeyinde kabuller yıkılalı çok oldu. Bu arkaik bilgiyi tekrarlayanlar çok ama güncellemeleri kapalı olduğundan boşa düşüyorlar…
Trump’ın dünya ülkelerine saldığı vergileri gösterdiği o tabloda Hindistan’a yüzde 50’lik oran herkesin dikkatini çekmişti. Yeni Delhi’nin bu sürprizin etkilerini hâlâ aşamadığını biliyoruz. Üstüne,
Pakistan-Hindistan
çatışmalarında ABD’nin İslamabad’ın yanında pozisyon alması da büyük hayal kırıklığı........
