Niyet çeken tavşan
Eyüp Sultan’da Sadrazam Ferhat Paşa’nın türbesini ziyaret ediyorum.
Türbe harap. Camlar, açık, her yan pislik içinde. Meşruta yıkıldı, yıkılacak. İçeride üzerleri tozdan görünmez olmuş sandukalar. Avluda yazıları neredeyse silinmiş koca mezar taşları, kavuklar, sarıklar. Avlu duvarlarının bir yanı yıkılmış. Galiba burasını, diğer türbelerle birlikte onarım için yeniden ele alacaklar. Yıkılmış avlu duvarından geçiyorum. Türbenin köşesinde bir dede. Asırlar öncesinden çıkıp gelmiş, beyaz sakallı, gözlüklü, elinde baston. Yanı başında bir bacaklı sehpa, sehpada bir beyaz tavşan. Niyet çektiriyor tavşana. Bir iki konuşuyoruz. Yıllarca gemilerde gezmiş, kimi kimsesi yok. En büyük dostu tavşanı, ekmek kapısı. Kırk yıl sonra bir niyet de ben çektireyim diyorum. Tavşanı okşuyor, niyet kutusunu burnuna yaklaştırıyor. İşte bana çıkan niyet: “Aşk neticesinde bir izdivaç sizin için muhakkaktır. Fakat buna nail oluncaya kadar epeyce zahmet çekeceksin. Cefayı çekmeyen âşık, sefanın kadrini........
