Kırk yıl önce İstanbul - Gezi yazıları: Erenler Kahvesi

Sahafların Kapalıçarşı’ya açılan kapısından çıkıp “Yugo Pazarı”ndan geçiyorum. Yugoslav, Rumen, Bulgar, Macar, Polonyalı otobüsler sıra sıra dikiliyor. Bu “bavul turizmcileri” en çok deri eşyaya rağbet ediyor. Böylece dericiler, tıpkı halıcılar gibi gelişe gelişe diğer esnafı yerlerinden etmeye çabalıyor. Bir gün bakıyorsunuz eski bir ciğerci kepenkleri indirmiş, öbür gün bir fukara manav pes etmiş. Turizmin getirdikleri için söyleyeceklerimi ileriye, daha çok Sultanahmet yazılarına bırakarak, Çarşıkapı’dan geçip Çorlulu Ali Paşa Medresesi’ndeki Erenler Kahvesi’ne giriyorum.

“Erenler”den çıkıp bu resmi çektirmişiz. Soldan: Ali Bulaç, Nurettin Albayrak, Durali Yılmaz, Mustafa Kutlu, Cumali Ünaldı, Beşir Ayvazoğlu. Oturanlar soldan: Mustafa Uzun, Mustafa Ruhi Şirin, İsmail Kara, Muhsin Mete. (Fotoğrafı çeken: Ahmet Kot, 1986)

Burası dediğimiz gibi bir medrese. Hücrelerin bir kısmı halıcı derici olmuş. Sıbyan Mektebi veya dershane olarak kullanıldığı söylenen geniş tek kubbeli oda ise nargile kahvesi. İşletmeci burada oldukça emek çekti. Bahçeyi düzenledi, döşemeye tuğla renkli altıgen taşlar yerleştirdi. Şadırvanı........

© Yeni Şafak