İstanbul’u gezmek
İstanbul’u gezmenin bir âdâbı olduğunu biliyor muydunuz?
Doğrusu ben bilmiyordum. Kadim dostumuz hezarfen Nuri Akbayar ile öteden beri “İstanbul’u şöyle bir dolaşalım” diye planlar yapardık ya, bir türlü nasip olmadı. Olmadı ama, nasıl dolaşacağımızı öğrendik.
Efendim İstanbul’u gezmek öyle rastgele, canımızın çektiği bir yerden başlayarak olmaz.
Diyelim Eminönü’nde indik vapurdan. Eh, işte yol önümüzde; ister Ankara Caddesi’nden Bâb-ı Âli Yokuşu’na vururuz, ister Gülhane’ye doğru yürüyebiliriz.
Yok öyle şey. Dedik ya, İstanbul’u gezmenin de bir âdâbı var. Bir yere gitmek, bir yeri gezmek esas itibarı ile bir “fetih” olmak gerekir. Aksi takdirde “görenlerden” değil de sadece “bakanlardan” oluruz.
Bu münasebetle İstanbul’u gezmeye de Eyüp’ten başlanılır.
Sözü nereye getirmek istediğim herhâlde anlaşılmıştır.........
