menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İletişim, haberleşme yahut iletiş, haberleş

13 0
30.01.2026

Araya mesafe girince haberleşmek bir mecburiyet hâline gelir. Uzaktaki sevdiğinin nasıl olduğunu bilmek, öğrenmek ister insan. Tek cümleyle de olsa, haber alıp haber göndermek ister.

Hiçbir teknolojik vasıtanın olmadığı dönemlerden bugünlere nasıl geldik? Rüzgârla, seher yeliyle sevdiğine haber salan ve ondan haber bekleyenler, türkülerde mi kaldı? “Seher yeli sevdiğimden bir haber” deyişindeki incelik, hoşluk, insanın yüreğini nasıl da kıpır kıpır eder.

Bir zamanlar öyle insanlar hayattaydılar. Yaşadılar, ömür sürdüler, göçüp gittiler. Esen yelde sevdiğinin kokusunu duyduklarında mutlu olurlardı. O koku belki saman, kuru ot kokusuydu, belki bir çiçeğin yahut fırından yeni çıkmış ekmeğin kokusu. Aynı zamanda turnalarla selâm gönderip haber almak isteyenler vardı. Allı turna, telli turna ile. İşte bir örnek: “Telli turnam selâm götür sevdiğimin diyarına, üzülmesin, ağlamasın belki gelirim yarına…” diyen Musa Eroğlu’nun sesi, kimi duygulandırmaz?

Yalnız eski/mez türkülerde kalmış değildir turnalar. Yeni Türkü’den de telli turnaya seslenişi duymuş, dinlemiş ve sevmiştik. “Telli telli telli şu telli turna, sanma ki yaralı uçmaz bir daha…” Neşet........

© Yeni Şafak