Bulanık bir çağda, duru bir gönül

Belli bir çevrenin, bölgenin veya ülkenin değil, bütün insanların ortak problemlerinden biri de kişinin eliyle ağzının uyumsuzluğudur.

Söylediği ile yaptığının başka olması.

Herhâlde bu yüzden “Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma” sözü yaygınlaşabilmiştir. Yoksa bir defa söylendikten sonra bir daha kullanılmayan ve unutulan sözler arasına karışır giderdi.

Söylemek kolay, yapmak zor çünkü.

Özüyle sözü uyumlu biriyle karşılaşınca, içtenlikle sarılmak, bir daha bırakmamak lâzım gelir. Beraber yürümek en doğrusu.

Ebubekir Kurban, sarılıp bırakmamanın ötesine geçerek uzun uzun sohbet ediyor, sorular soruyor, verilen cevapları saatlerce, günlerce dinleyip kayda alıyor ve bu kadarıyla da yetinmeyip kitap hâline getiriyor.

“Bulanık Bir Çağda Duru Bir Gönül: Mahir Damatlar” işte böyle çıktı.

Yıllara dayanan dostluk ve kayda alınan sohbetler neticesinde.

Mahir Damatlar’ı tanıyan hiç kimsenin itiraz etmeyeceği bir husus, onun tam anlamıyla bir gönül eri olmasıdır.

O yüzden, kitaba seçilen isim, hedefi on ikiden vurmak anlamına gelir.

İsmi Muhsin Yazıcıoğlu ile beraber anılır.

“İyi ki siyasette başarılı olamamışız” diye düşünen eski bir siyasetçiden bahsediyoruz. 99 depreminde aylarca o bölgede olması gerektiğini söyleyip genel başkan........

© Yeni Şafak