Bay Başkan’ın yatak merakı
Tramp aylardır Venezuela’yı tehdit ediyordu.
Boşa değilmiş. Çevreleyip kuşattı, denizdeki gemilerini bombaladı, ufak tekneleri bile vurdu.
Maduro’ya kafayı takmıştı. Devamlı aleyhinde konuşuyor, saldırıyordu.
Petrol tankerlerine el koydu, uçak gemilerini gönderdi.
Mağdur etmekle yetinecek sanıyorduk.
Ondan bahsederken herkes “Mağduro” diyecekti. Duyan da “He he” diye cevaplayacaktı.
Meğer asıl niyeti “madara” etmekmiş.
Yatak odasından alıp kaçırdılar adamı. Karısıyla beraber.
Tramp’ın bu hadsizliği nereden gelmektedir?
Ormandaki kanunlardan elbette. Hak güçlünündür, avcı avı avlar der orman kanunları.
Bir de denizdeki kanunlar var.
Büyük balık, küçük balığı yutar sözü durup dururken çıkmamış.
Şimdi Tramp şöyle diyordur:
“Putin kimseden izin almadan Ukrayna’ya girip zor kullanarak topraklarının bir kısmına el koyduğunda pek kimsenin gıkı çıkmadı.
Çıkarabilenlerin ‘gık’ları da bir anlam ifade etmedi.
Biz Venezuela’ya girip Maduro’yu kaçırmışız, çok mu? Haydi, isteyen gık desin.”
Tramp, Maduro ve eşinin uykudayken basılıp kaçırılmasını “bir televizyon şovu gibi izlediğini” söyledi.
Doğrudur. Bir berber, sokakta yürürken bile önünde giden yahut karşıdan gelenlerin tıraşına dikkat eder.
Bir terzi, gördüğü kişilerdeki kıyafetlerin dikişine bakar, konfeksiyon mu yoksa özel dikim mi olduğunu anlamaya çalışır, yakışıp yakışmadığını ölçer.
Şovmen de olaylara kendi........
