Altın var sermaye yok: Türkiye’de servet mi, refah mı?
Altın fiyatları yükseldikçe hanehalkı kendini daha varlıklı hissediyor. Evdeki ziynet, kasadaki altın ya da bankadaki altın hesabı değer kazandıkça bireysel servet algısı güçleniyor. Ancak servet hissi ile kalıcı refah arasındaki ilişki sanıldığı kadar doğrudan değil. Altının fiyat artışı bireyin bilançosunu büyütürken, ekonominin üretim kapasitesini, yatırım hacmini ve verimliliğini aynı ölçüde artırmıyor. Bu nedenle altın kaynaklı servet artışı, çoğu zaman refah artışından ziyade bir algı genişlemesi yaratıyor.
Sorun, altının değer kazanmasında değil; bu değerin ekonomide dolaşıma girememesinde yatıyor.
ALTIN NEDEN SERMAYEYE DÖNÜŞMÜYOR?
Bu noktada temel ayrım netleşir: Altın tasarruf yaratır; fakat sermaye yaratmaz. Bunun nedeni yalnızca altının sistem dışında tutulması değildir. Asıl mesele, altının Türkiye’de bir getiri ya da yatırım aracı olarak değil, bir “bekleme varlığı” olarak konumlanmış olmasıdır.
Hane halkı altını değerlendirmek için değil, gelecek veya belirsizlik dönemlerinde kullanma ihtimali için tutmaktadır. Bu nedenle altın, finansal sisteme girse bile -ki bu çok kısıtlı, kredi talebini artıran, risk iştahını yükselten ya da yatırım........
