Selahattin Kaya Hocamızın ardından |
Selahattin Kaya Hocamızın ardından
Geçtiğimiz hafta İstanbul eski il müftüsü Selahattin Kaya Hocamızı âlem-i cemâle uğurladık. Hayatını din hizmetine, dinî değerlerin muhafazasına, dindar nesillerin yetişmesine ve toplumsal huzurun korunmasına adamış bu büyük din hizmetkârının vefatı, eminim ki sadece din hizmetleri camiası için değil; onu tanıyan herkes için derin bir hüzün vesilesi olmuştur.
Selahattin Kaya Hocamız, genelde Diyanet İşleri Başkanlığı özelde de İstanbul İl Müftülüğünün tarihine altın harflerle kazınmış müstesna bir isimdir. 1978-1998 yılları arasında tam yirmi yıl boyunca İstanbul İl Müftülüğü makamında bulunarak tarihte bu şehirde en uzun süre müftülük yapan isim unvanını kazanmıştır. Ancak onu asıl büyük ve unutulmaz kılan husus, vazife süresinin uzunluğundan ziyade bu vazifeyi hangi zor şartlar altında, nasıl bir duruşla ve ahlâkla deruhte ettiğidir.
Selahattin Kaya Hocamızın görev yaptığı dönem, Türkiye’nin sosyal ve siyasal bakımdan en fırtınalı ve sancılı dönemlerine denk gelir. O, görev süresinde iki askerî darbeyi yaşamıştır. Birincisi, 12 Eylül 1980’de, ikincisi ise 28 Şubat 1997’de gerçekleşmiştir. 12 Eylül askerî darbesinin öncesi ve sonrası, ideolojik gerilimlerin zirvede olduğu, vesayet gölgelerinin en ağır şekilde hissedildiği yıllardır. O yıllarda İstanbul müftülüğü yapmak hiç de kolay olmasa gerektir. Hocamız asıl büyük sıkıntıyı ise 28 Şubat sürecinde yaşamıştır. O dönem, maalesef dindar insanların, dinî camiaların, vakıfların ve kuruluşların üzerine gelindiği bir dönemdi. Bu dönemde Diyanet’te çalışan pek çok hocanın üzerinde ciddi baskılar oluşmuştu. Bazıları görevden ihraç edilmek istenmiş veya emekliliğe zorlanmış, pek çoğunun görev yeri değiştirilmeye çalışılmıştı. Selahattin Hocamızın, o zor günlerde siyasî baskılara göğüs gererek meslektaşlarının yanında yer alıp pek çok samimi din görevlisi hocaya kol kanat gerdiğini, bu sebeple çok ciddi sıkıntılar yaşadığını ve zorlamalara maruz kaldığını emekliliğinden sonra bizzat kendisinden dinlemiştim.
İşte Selahattin Kaya Hocamızı müstesna ve unutulmaz kılan husus, burada ortaya çıkar: O, en sıkıntılı ve baskılı dönemlerde dahi İslâmî ilkelerden taviz vermemek ve dinine hizmet etmekten başka gayesi olmayan din hizmetkârı meslektaşlarını korumak suretiyle mümince bir duruş sergilemiştir. Bir yandan, devletin önemli bir bürokratı olarak vazifesi gereği devlete karşı sorumluluklarını yerine getirmiş, diğer yandan bir din adamı vakarıyla inandığı değerleri korumayı başarabilmiştir. Fırtınanın........