Kur’an Günlüğü -4. cüz- Müttakîlerin vasıfları

Âl-i İmrân Suresi’nin 133. âyetinde Rabbimizin mağfiretine nâil olmak ve yer ile gök kadar geniş olan cennete girmek için yarışırcasına koşmamız gerektiği bildirildikten sonra bu cennetin müttakîler için hazırlanmış olduğu ifade edilir. Sonrasındaki üç âyette de bu müttakîlerin şu vasıfları anlatılır:

1. Onlar hem bolluk zamanında hem de darlık zamanında Allah yolunda infak ederler.

4. cüzün ilk âyeti olan Âl-i İmrân Suresi’nin 92. âyetinde “Sevdiklerinizden vermedikçe erdemli olamazsınız.” buyurularak infak etmek ile erdemli bir insan olmak arasında zorunlu bir ilişki olduğu bildirilmiştir. Bu âyette de müttakîlerin ilk vasfı olarak, bollukta da darlıkta da infak etmenin zikredilmesi dikkat çekicidir. Bolluk, onları şımartıp “ne oldum delisi” yapmaz, o bolluğu veren bir Rezzâk’ın olduğunu bilir, kendisine verilenlerin sahibi değil emanetçisi olduklarını idrâk ederler. Darlık da onları daraltıp Rablerine küstürmez. Bolluk gibi darlığın da imtihan olduğunu anlar ve zor zamanlarda bile vermenin peşinde olurlar. Demek ki cömertçe vermeden, bize emanet edilenlerden kolayca vazgeçmeden erdemli ve takvalı bir kul olmak mümkün değildir.

2. Öfkelerini yutarlar.

İnsan bazen kendisini çok rahatsız eden durumlarla karşılaştığında -haklı veya haksız yere- öfkelenebiliyor. Öfke, yerinde ve doğru kullanıldığında insanın yararına olan bir........

© Yeni Şafak