Allah’a Kaçmak |
“Allah’a kaçın!” (Zâriyât 51/50) buyurur Hikmetli Kitabımız. Allah’a kaçmak ne demektir? İnsan Allah’a nasıl kaçar? Gelin birlikte bu soruların cevabını arayalım.
İnsanın hikâyesi “kaçış ve varış” hikâyesidir aslında. Ana rahmine düşerken milyonlarca rakibimizi yenerek yokluktan varlığa kaçtık. Sonra ana rahminden dünyaya kaçtık. Onu bebeklikten çocukluğa, çocukluktan gençliğe, gençlikten olgunluğa kaçışlarımız takip etti. Nihayet bir gün dünyadan ukbâya, sonluluktan sonsuzluğa kaçacağız. Bunlar, her insanın biyolojik yaşamındaki zorunlu kaçışlar. Bir de insanın, mutsuzluktan kurtulup mutlu olmak için iradesiyle gönüllü olarak yaptığı kaçışlar var. Tabi, mutluluğu her insan kendine göre tanımladığı için “kaçılan yerler” de farklı oluyor. İnsan, dünyanın elem ve ıstırapla dolu bir yer olduğunu fark ederek böyle bir âlemin gerçekliklerinden kaçmak istiyor. Kimi alkol ve uyuşturucuya kaçıyor kimi kumara kimi cinsel tatmine. Kimi de bu acıların ancak manevî merhemlerle tedavi edileceğini umarak maneviyata kaçıyor.
İnsanın en büyük acısı ve en derin travması, bir gün öleceğini bilmesidir. Aslında hayatı boyunca “ölümlü olduğu gerçeği”nden kaçar insan. Kur’ân-ı Hakîm’de bu durum şöyle ifade edilir: “De ki ‘Şu kaçıp durduğunuz ölüm var ya sizi bir gün mutlaka yakalayacaktır’” (Cum’a 62/8). Bu acıyı dindirmek için kimi dünyanın geçici eğlencelerine dalar, kimi de Ezelî ve Ebedî Olan’a........