Trump’ın İran’da nihai hedefi ne?
Son haftalarda önce İsrail’in sonra da ABD’nin İran’a saldıracağı yönündeki haberler savaş beklentilerini artırırken Başkan Trump’ın İran’dan tam olarak ne istediğinin net olmaması muhtemel senaryoları tahmin etmeyi zorlaştırıyor. Maduro operasyonu sonrasında kendini çok daha güçlü hisseden Trump, Latin Amerika ülkelerine, İran’a ve Grönland’e tehditler savurmuş ama sonrasında retoriğini düşürmeyi tercih etmişti. Venezuela’da ‘kafa koparma’ operasyonuyla yetinerek rejim değişikliğine girişmeyen Trump, Irak’ta olanları hatırlatarak ulus inşası hatasına düşmeyeceğini söylemişti. Grönland’i almak için işgal dahil her opsiyonu masada tutmuş ancak sonrasında askeri opsiyonu kullanmayacağını açıklamıştı. İranlı göstericilere büyük destek sözü veren açıklamalar yapıp rejimi tehdit etmiş ama sonrasında tavrını yumuşatmıştı.
Bütün bu örnekler, Trump’ın sert çıkış yaparak istediği tavizi alınca zafer ilan etme davranışına uyuyor. Ancak Maduro örneğinde olduğu gibi Trump’ın tehditlerini nasıl olsa geri adım atar diyerek görmezlikten gelmek İran için hayati bir hata olur. Tahran da bunun farkında olduğu için müzakere sürecini seçti ancak iki taraf arasında gündemin ne olması gerektiği konusunda derin bir uçurum var. İran sadece nükleer müzakere niyetindeyken Amerikan tarafı nükleer kapasite, füze programı, terör ve insan hakları konularını konuşmak istiyor. Trump yönetimi bu konularda tavizler almayı hedefliyor ancak bunların hepsini içeren kapsamlı bir anlaşmaya varılması çok zor. Son haftalarda bölgeye askeri yığınak yapan Trump’ın hangi tavizleri aldığında duracağı bilinmediği için, nihai hedefinin rejim değişikliği mi, nükleer anlaşma mı yoksa kapsamlı bir detant mı olduğu net değil.
12 GÜN SAVAŞININ ÖĞRETTİKLERİ
Haziran ayında İsrail’in İran’a saldırması ve Trump’ı da operasyona dahil etmeyi başarması sonucunda, ABD İran’ın nükleer tesislerini vurmuştu. Trump operasyonun sınırlı olacağı mesajını İran’a vererek uzun ve çetrefilli bir savaşa niyeti olmadığını........
