We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Sonsuzluk ve bir ömür

81 14 1
07.08.2022

Ellerini aldı. Avcuna. Tam tamına kırk yıldır özlediği, hasretiyle yandığı, belki geceler boyu bir kez daha tutabilmek için düşünü kurduğu eller, bu eller miydi?

Şairin “yıllar yirmi yıl açmış arayı” dediği yeri ikiye katlamışlardı. Birbirlerini uzaktan görmek dışında ne bir söz etmişlerdi ne bir kelam…

Hayır, anlatamadım.

Anlatamadım çünkü insanın yıkılıp kaldığı, yığılıp düştüğü, bitip tükendiği yeri bilmeyene anlatılacak şey değil bu. Bir Bergen şarkısında kaybolup gitmekle başlayan, çoluğa çocuğa, toruna torbaya karışsan da içinin bir yerinin harını almış ateşe yeni atılmış ciğer gibi cızlamaya devam ettiği yer burası.

İnsanın hikâyesini bilmezsen sana bunu anlatamam. Gecenin bir yarısında bir hastanenin onkoloji servisine hırsız gibi girip o elleri avcuna aldığında o yanma hissinin nasıl geçmediğini, o cızlamanın nasıl bitmediğini anlamayana anlatamam bunu.

Kırk yıl geçmiş aradan. Şairin “yıllar yirmi yıl açmış arayı” dediği çaresizliğin iki katı. Şimdi elleri avcunda, şimdi gözleri gözünde ve şimdi konuşmaya, konuşup da bu eşsiz anın, bu sonsuz şimdinin büyüsünü bozmaya ikisinin de niyeti yok. Gözlerinden akan ikişer damla yaş yetiyor zaten olanı biteni hülasa etmeye. Konuşuyor zaten o gözyaşları.........

© Yeni Şafak


Get it on Google Play