menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

O kulacı atacak mısın?

339 0
31.05.2026

“Yattım Allah kaldır beni, nur içine daldır beni” tekerlemesini uyumadan hemen önce okumayı öğrendiğimde çocuktum. Bu tekerlemenin bir benzerini de geçenlerde öğrendim: “Yattım Allah taş gibi, kaldır beni kuş gibi, kaldırmazsan kuş gibi, eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulüh.” Unutuyordum. Bir de malum “yattım sağıma, döndüm soluma, melekler şahit olsun dinime imanıma” versiyonu da var bu tekerlemelerin.

Sorumuz şu olsun: Bunlar ne?

Cevabımız da şu olsun: Bunlar, bir dinin yaşaması, yaşanabilir hale gelmesi için insan topluluklarına gereken kültürel üretimin küçük örnekleri. Benim canhıraş şekilde “dinimizde ne olmadığını” anlatmaya çalışan amorf Protestanlara uyuz olma nedenim tam olarak bu tekerlemeler aslında.

Din, yaşanmak ister. Daha doğrusu şöyle diyeyim: Bir dinin yaşanması için gerekli zeminlerin ilki “din kültürü” değildir ama kendi kültürünü üretmeyen herhangi bir dinin sadece iman ve ritüel odaklı olarak yaşama şansı pek azdır.

Kur’an’ı çamaşır makinelerinin kullanma kılavuzlarıyla eşitlemeye çalışanlarla anlaşamama nedenim de budur aslına bakarsanız,........

© Yeni Şafak