We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

O bereketli tartışmanın ardından

161 5 0
30.07.2019

Geçtiğimiz cumartesi gün, refikim Yusuf Genç ile bir yıldır sürdürdüğüm “Adres Defteri”ni bir başka refikimiz olan Serdar Tuncer’i konuk ederek hitama erdirdik. Eylül gibi yeni bir programla yine TVNET ekranında olmayı planlıyoruz nasipse. Bakalım günler bize ne getirir?

Adres Defteri’nin son programında bereketli bir tartışma başlığı açtık ve bir karara varamadık. Zaten bence tartışmanın bereketlisi odur. Bir karara varamadan bırakırsınız, zihniniz çalışmış olur.

Hani “Burada Kalalım” isimli bir youtube kanalı açtık ya biz birkaç arkadaşla birlikte. Oradan neşet etti tartışma. Serdar, “Burada Kalalım’ı duyururken kurduğun ‘değişen forma değişmeyen içerikle ayak uydurmaya çalışacağız’ cümlesini çok önemsedim ama bu konuda kafam karışık; forma ayak uydurmak zorunda mıyız?” diye soruverdi.

Aslında bu, “formu mecburen takip etmek zorunda kalanların” değişmeyen sorusu… Ne demek bu? Şu demek: Müslümanlar ya da en genel anlamda Doğu, son 400 yıllık “gerileme döneminde” sadece içerik tehdidiyle karşılaşmadı. Aynı zamanda “formun tahakkümü” ile de yüzleşmek zorunda kaldı. Pantolondan otomobile, mitralyözden televizyona her form, aynı zamanda “kadim toplumsal yapıların” içeriklerini de yeniden belirledi. Yani form, her zaman bir içerik önermesiyle de geldi ulaştığı yere…

Forma karşı geliştirilen reflekslerin bütününü rahatlıkla tespit edebileceğimiz araç televizyondur bana kalırsa.........

© Yeni Şafak